Engelli İstihdamı Önemli, Ya Eğitim?


Açıklama:
Kategori: Yazarlar
Eklenme Tarihi: 13 Aralık 2015
Geçerli Tarih: 14 Ekim 2019, 01:58
Site: Önce Haber
URL: http://www.oncehaber.com/yazar/5197-engelli-istihdami-onemli-ya-egitim.html



Birkaç yıldır önce ÖMSS (Özürlü Memur Seçme Sınavı) sonra da E-KPSS (Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı) adıyla sınavlar yapılıp hükümetin öngördüğü sayılarda engelli, kamuya atanıyor.

Bilen biliyor ama bilmeyenler için özet geçeyim: Yürüyemeyen, Serebral Palsi’li bir engelliyim, sol elimi kullanamıyorum; “doğuştan” engelli olduğumun da altını çizmeliyim. Uludağ Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı bölümü 1995 mezunuyum; bölümümü dereceyle bitirdim. Tahsil yapabilen, nispeten yetenekleri ölçüsünde meslek edinen, “ülkemiz ölçeğinde” şanslı engellilerden sayılıyorum. Ben de halen bu sınavlardan biriyle 2013 Mayıs ayında atandığım Halk Sağlığı Kurumuna bağlı bir Sağlıklı Yaşam Merkezinde çalışıyorum. Öncesinde de (1998-2013) 8 yılı yine kamu; 3,5 yılı özel olmak üzere 11,5 yıllık hizmetim var.

Başta da belirttiğim gibi kamuya engelli personel atamalarının sınavla gerçekleşmesi olumlu ama nasıl ve kimler arasında sınav? Bunu da düşünmek gerek. Bununla beraber 2015 Aralık ayı itibariyle 22bin civarı açıktan her atamada 1-2 bin atma yapılması her atama döneminde tepkiyle karşılanıyor.

Durumu şöyle bir özetledikten sonra daha genel bir konudan söz etmek isterim.

İstihdam, temel eğitim-mesleki eğitim sürecinin sonuç kısmına karşılık gelen bir durumdur. Yani, bireyler öncelikle temel eğitim, sonrasında meslekî eğitim alıp meslek edinirler ve bunun sonunda meslekleri doğrultusunda iş arar ya da işveren kişi ya da kurumlarca aranır ve işe alınırlar. Olayın “doğal sürecinin” gayet tabii olarak “adama iş” değil, “işe adam” olması gerektiği bizim gibi irrasyonel toplumlarda göz ardı edilse de olması gereken budur.

“Engelli istihdamı” sorununun çözümü konusunda bir çok konuda olduğu gibi genel anlamda sorunu çözmeye temelden değil de çatıdan başladığımızı görüyorum. Sorunu çözmeye çatıdan başlanmasın demiyorum ama aynı anda temelden de başlanırsa sorunun daha hızlı ve olması gerektiği gibi çözüleceğini düşünmekteyim.

Her ne kadar “engelliler” şeklinde homojen bir yapıdan söz edemesek de, her engel grubunun dahi farklı ihtiyaçlara sahip alt grupları olsa da, öncelikle şu gerçeği ortaya koyalım:

“Temel Eğitim -> Mesleki Eğitim -> İstihdam” adımlarının daha ilk iki basamağı için konuşmak gerekirse, engelli bireylerin alabildikleri, daha doğrusu erişebildikleri eğitim imkanları, ülkemizde yeterli değil!

Yapılan onca mücadeleye, gelişen günümüz teknolojik imkanlarına rağmen bu hususta olması gereken sıçramayı henüz gerçekleştiremedik.

Söyleyeceklerimle biraz “zülfü yâre dokunacağım” belki ama bırakın mesleki eğitimi; temel eğitim alma konusunda dahi sıkıntıların olduğu bir ortamda sınavın “adilane” olmasını beklemek, dahası “daha çok atama beklemek” ne kadar gerçekçi, bilemiyorum…

Sınav adil değil çünkü yukarıda bahsettiğim gibi, homojen bir engelli grubu olmadığı gibi aynı engel grubunun alt gruplarında bile ihtiyaçlar farklılık gösterebiliyor. Engelliliğin derecesi de cabası… Beri yandan şöyle bir örnek vereyim; bir insan düşünün, 25-30 yaş arasında kaza ya da bir başka sebeple engelli durumuna gelmiş olsun. O yaşına kadar, engelsiz bir birey olarak en iyi şartlarda temel ve meslekî eğitimini alan bu insan da o sınava giriyor, çoğu zaman yarım yamalak eğitim alabilen hatta kalitesine bakmaksızın eğitim alabildiğine şükreden doğuştan engelli de… Ben bu konuda bir istisna olarak benim mücadelem, ailemin desteği ile iyi bir eğitimle, meslek edinsem de dengesizlik nettir. Ki benim dahi, ilkokula sadece bir yıl (sadece 5. sınıfta) gidebildiğimi, öncesinde ilkokul öğretmeni olan annemden ”evde ve olabildiğince” eğitim alabildiğimi ifade etmeliyim. Çünkü okul sadece eğitim alınan yer değil, sosyal gelişimin de sağlandığı bir ortamdır. Yani, sonradan engelliler de elbette engellidir ama sporda zaman zaman yapılan “devşirmecilik” kolaycılığı gibi, istihdam edilen “doğuştan engelli olmayan” engellilerin, “engelli istihdamında başarı” parametresi olmamaları kanaatini taşımaktayım. Kaldı ki, kamudaki açık ta ortadadır.

Beri yandan şunu da ifade etmeden geçemeyeceğim: Konfiçyus “bana balık verme; balık tutmayı öğret!” diyeli asırlar olmuş ama sadece balık verilmeye alıştırılmış bir toplumsal yapıyı da, ben kişisel olarak reddediyorum.

Sözün özeti şu ki, bilhassa doğuştan engellilerin eğitim yoluyla en iyi şekilde donatılmaları ve bu yönde istihdam edilmeleri şarttır. Aksi halde, bir vizyon hatta umut olarak engellilerin ‘olması gerektiği şekilde’ topluma entegrasyonu, -kişisel çabanın başarısı, birkaç güzel örnek dışında- uzak bir hayal olarak kalmaya devam edecektir.


Alper Şirvan

Kaplıkaya/Bursa