web hosting, mvc hosting, mssql hosting, mysql hosting, php hosting, asp.net hosting

Önce Haber
AnaSayfa MobilSite Gündem Ekonomi Spor Bilim-Teknoloji Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Video Galeri

HAVA DURUMU


Reklam

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Afrin'e Girmeli miyiz?



Tüm Anketler

Sosyal Hizmet, Huzurevleri ve Engelliler

Alper Şirvan

18 Aralık 2014, 18:46

Alper Şirvan


Gelecek kaygısı, vatandaşları itibari ile ülkelerin gelişmişlik durumlarına bağlı olarak farklılıklar gösterir. Gelişmiş ülkelerde yok denecek kadar az olan bu kaygı durumu, bizimki gibi ülkelerin vatandaşları için ne yazık ki hayatın bir parçasıdır.

Sosyal hizmet, her açıdan pahalı bir hizmet olmakla beraber, bilhassa “sosyal devlet” kavramının ortaya çıkmasıyla beraber “devlet” olmanın önemli bir ölçüsü olarak büyük önem taşır. Diğer bir ifadeyle, bu yüzyılda, egemen devlet ya da sosyal devlet olmak kavramı, vatandaşlarına en iyi “sosyal hizmeti” sağlayarak onların her birinin gelecek kaygılarını en aza indirerek hayat kalitelerini arttırmayla taşıdığı anlamı bulur. Yani “sosyal hizmet” bu yüzyılda sadece “sosyal devlet” olmanın değil, bizzat “devlet” olmanın bir ölçüsüdür.

1998-2006 yılları arasında huzurevinde çalıştım. Huzurevleri aslında gelişmiş ülkelerin geniş sosyal hizmet yelpazesinde “her şeyi yaptık, eh bu da olsun” noktasıdır. Çünkü bu kurumlar, 58-60 yaşına ulaşmış, çoluk çocuk büyütme safhalarını geride bırakmış ya da hiç evlenmemiş, bir ev düzeni içerisinde artık yemek, çamaşır, bulaşık, evin temizliği gibi “detaylarla” uğraşmak istemeyen, amacı sadece hayatının sona yaklaşan günlerini hayattan tat alarak yaşamak isteyen insanlar için düşünülmüş kurumlardır.

Huzurevleri için ülkemizde bir yığın “doğru” bilinen “yanlış” vardır.

Öncelikle bunu bir tablo ile ortaya koyalım:

YANLIŞ

DOĞRU

Huzurevine girebilmek için yaş önemli değildir.

Hayır, öncelikle her huzurevinin belirlediği bir yaş başlangıcı vardır ve ömür dediğimiz sürecin uzaması neticesinde bu başlangıç, bugün çoğu kurumda 60’tan başlamaktadır.

Huzurevine girebilmek için sağlık şartı aranmaz.

Hayır, huzurevine girebilmek için yemek-içmek-banyo-tuvalet gibi “öz bakım faaliyetleri” dediğimiz şeyleri tek başına yardımsız yapabilecek fiziksel yeterlilikte olmak gerekmekle beraber, akıl sağlığının da yerinde olması gerekir.

Bununla beraber, yaşlı, huzurevi sakini olduktan sonraki süreçte meydana gelen hastalığı ne olursa olsun en son anına kadar en iyi şekilde bakılır. Bilhassa hastalık dönemlerinde gereken bakımı hiçbir başkaca bir kişinin o kalitede vermesi mümkün değildir.

Bizim bir Hamdi abi vardı, bütün malını huzurevine verdi, girdi huzurevine, ücretsiz kalıyor.

Hayır, ne özel ne de kamuda böyle bir şey olması mümkün değil çünkü hiçbir kurum, veraset gibi bir olayın hukuki yükümlülüğü altına girmez. Ha, kişi malını mülkünü satıp parasını huzurevine verebilir. Bu olabilse de, ücretsiz kalmak kişinin bağışladığı miktar ölçüsündedir.

Paran yoksa huzurevinde kalamazsın.

Bilhassa kamuya ait (belediye vs) huzurevleri kâr amaçlı kurumlar olmadıkları için parasal güç, huzurevinde kalma kıstası değildir. Önemli olan kişinin huzurevinde yaşayabilecek yaş ve fiziksel-akli yeterlilikte olmasıdır. Geliri varsa ücret elbette alınır ama geliri olmadığı için huzurevine kabul edilmemesi söz konusu değildir. Kaldı ki, sosyal güvencesi olmayan yaşlıların sağlık muhtemel harcamalarının da ağırlığı ortadadır.

Aralık 2014 verilerine göre kişi başına 330 TL ile 600 TL arası değişen 5 yıldızlı otel düzeyinde oda, 3 öğün yemek, doktor-hemşire ve çeşitli sosyal etkinlikleri içerecek şekilde hizmet veren belediye-kamu huzurevleri mevcuttur. Verilen hizmetin kalitesi düşünüldüğünde ücretli dahi olduğunda neredeyse “bedava” bir hizmet olduğu görülebilir.

“analarını/babalarını huzurevine atmışlar(!), yazıklar olsun onlara…”

Ya da

“Huzurevine düşmüş; yazık”

Öncelikle hiçbir birey, hiçbir kurumda rızası dışında kalmaz, tutulamaz. Kaldı ki verilen hizmetin kalitesi düşünüldüğünde “böyle düşmeye can kurban” denilebilir.



Bu tablodan da anlaşıldığı üzere huzurevi hizmeti, bilhassa ülkemiz için küçük bir zümreye hitap eden bir hizmettir. Rehabilitasyon kimliğindeki az sayıdaki kurumlarda bile fizik tedaviye ihtiyaç duyma ve yaş şartı aranmaktadır.

Bununla beraber, bizim toplumumuzda başka toplumlarda olduğu gibi o an sağlığı yerinde olup kısa bir süre sonra onu kaybetme ihtimalini göz önüne alarak, “ben yaşadım yaşayacağımı, hayat gençlerin” deyip huzurevine yerleşecek olgunlukta “yaşlı profili” yoktur.

Sözün özeti, direkt söyleyelim: Türkiye’de herhangi bir engel grubunda yer alan herhangi bir yaş grubundaki insanlarımız için yatılı kalabilecekleri HİÇBİR kurum yoktur.

Sosyal hizmet yelpazesi mükellef bir sofraysa yukarıda anlattığımız şekilde bir huzurevi hizmetinin sofranın sonundaki pastanın kreması olduğu, bizim ülkemiz için oradan gerçekten faydalanan yaşlıların çok küçük bir kesimi kapsadığı aşikârdır.

Başta da söylemiştik: Sosyal hizmet, pahalı bir hizmettir. O yüzden kamudan yani devletten beklenmesi, bu hizmeti kamu kurumlarının vermesi doğaldır. Bunu somut olarak ifade etmem gerekirse, 2004 yılında Bursa büyükşehir belediye başkanı seçilen Hikmet Şahin’in, huzurevinin giderleri dikkatini çekmiş olacak ki, o dönemde 330 yatak kapasiteli huzurevi için derhal maliyet hesabı yapılmasını istemişti. Biz de yapmıştık.

Sonuç: Huzurevinde bütün oda ve yataklar dolu olsa, hepsinden ücret alınsa dahi, o günkü şartlarda ele geçen meblağ ile diğer gider kalemleri şöyle dursun, kurumun 1 aylık doğalgaz masrafını karşılamakta sıkıntı yaşanır.

Oysa ülkemizde bu tür bir hizmete “gerçekten” ihtiyaç duyan çok geniş kitleler olduğunu bizzat yaşadığım acı bir olayla belirteyim:

Bir çift… 65-70 yaşlarında… İkisi de memur emeklisi… İstedikleri gayet açık ve makul bir şey: “Bizim bir oğlumuz var… Kırk yaşlarında şimdi… Askerî pilottu; kaza geçirdi. Omurilik felçlisi, tekerlekli sandalyede… Biz oğlumuzla beraber huzurevine yerleşmek istiyoruz. Bizim gücümüz yettikçe kuruma bir yükü olmaz, biz ilgileniriz. Yeter ki o bizden sonra burada kalabilsin.”

Yönetmelik gereği sosyal hizmet uzmanı arkadaşımız bu yaralı anne babayı geri çevirse de bu olay, uzun metrajlı ve acı dolu bir hatıra olarak hafızama nakşetti. Belki de ilk defa o gün çalıştığım kurum, varlığı ve “kel başa şimşir tarak” yönetmeliği ile fazlasıyla anlamsız geldi.

Günümüzde bazı gelişmiş ülkelerde sosyal hizmet çeşitliliği sağlanmakla beraber, neredeyse her engel grubu için özel çözümler düşünülmektedir. Kişinin engel durumu ve tercihine göre, ihtiyacı olan hizmet herhangi bir kurumda ya da engellinin evinde, kendi kişisel ortamında verilmektedir.

Başka ülkelerden “direkt kopya kurumların” huzurevi örneğinde olduğu gibi “derde deva” olmadığı açıktır. Yapmamız gereken dünyanın sosyal hizmet konusunda ilerlemiş ülkelerinin tecrübelerinden elbette faydalanmak ama ülke şartlarına en uygun “sistemi” belirleyip partiler üstü bir devlet politikası olarak vazgeçmeden uygulamak, süreçte de geliştirmektir.

Kolay mı? Değil… Ama başka da çare yok!


Bu haber 2362 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Yakup SAYIN Yakup SAYIN
Hıristiyan Yılbaşı Kutlamaz
Alper Şirvan Alper Şirvan
Oyalanmıyorum, Çalışıyorum
Hakan ER Hakan ER
Trabzonsporlu Taraftarları Öldürmek!
Remzi ÖZDEMİR Remzi ÖZDEMİR
Türkiye'de Kriz Var mı?
Yusuf KASAP Yusuf KASAP
İzmir Akdeniz'de mi?
Muhsin Çebi Muhsin Çebi
Samimi Olun
Mustafa AHMET Mustafa AHMET
Kimi Seçtik?

BİZİ TAKİP EDİN



 

EN ÇOK OKUNANLAR

Kategoriler:
Ana Sayfa - Gündem - Ekonomi
Spor - Bilim ve Teknoloji - Sağlık
Kültür ve Sanat - Yaşam - Anketler
Video Galeri
Hizmetler:
Mobil Site - Facebook - Twitter - RSS
Android App - Symbian S^3 App
İletişim:
Künye - Bize Ulaşın
İhbar Hattı - Reklam

Sitemizde yer alan içerik, referans/kaynak belirtilmediği sürece kendimize ait olup, kaynak belirtilmeden başka ortamlarda yayınlanması Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 25. ve 36. maddeleri gereğince yasalara aykırıdır. İçeriği başka platformda paylaşmak istediğiniz taktirde, tarafımızdan izin almanız ve kaynak bilgisini yazının bitimine eklemeniz gerekmektedir. Tek başına kaynak göstermeniz yeterli değildir. Aksi takdirde doğacak yasal sorumluluk, içeriği paylaşanlara aittir.

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi