web hosting, mvc hosting, mssql hosting, mysql hosting, php hosting, asp.net hosting

Önce Haber
AnaSayfa MobilSite Gündem Ekonomi Spor Bilim-Teknoloji Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Video Galeri

HAVA DURUMU


Reklam

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Afrin'e Girmeli miyiz?



Tüm Anketler

Mucize Beklemeden

Alper Şirvan

12 Mart 2015, 17:43

Alper Şirvan


Sinema, perdeye hayatı yansıtabilmesinin yanı sıra hem üreticisi, hem hitap ettiği kitle açısından aynı anda birçok konuda birikim gerektirdiği için önemli bir sanattır. Tıpkı kardeşi “tiyatro” gibi, bir takım ideolojilerin “av silahı” haline getirildikleri olsa da, seyircisinin önünde ufuklar açtığı yadsınamaz bir gerçek…

Geçtiğimiz günlerde iki film seyrettim. “Mucize” ve “Her şeyin Teorisi- The Theory of Eeverything”…

Konusunu gerçek hayattan alan filmler, işin aslı, “gerçek hayata dair” derdi olan ve bu derdini ifade etmenin gücünü yine o “gerçekten” alan filmlerdir. Kişisel olarak, “anlatmak istediğim, hatta propagandasını yapmak istediğim x bir konu var, vermek istediğim mesaja uygun gerçek bir hikâyem de var, o hikâyeyi kendi mesajıma uygun revize ederek şu senaryoyu yazdım” klişesi bana yavan ve zorlayıcı gelir. Oysa “gerçeğin bize ‘dert’ olan kısmını, olabildiğince yalın anlatarak hayata ve geleceğe ışık tutan bir senaryo” olması beni fazlasıyla heyecanlandırır. Gerçekler bizi korkutmamalı, aksine, yapılması gerekenler konusunda ilham vermelidir. O yüzden o tarz filmlerin “iyi yapılmış olanlarını” çok severim. Hele bir de konu “engelliler” ile ilintiliyse –en azından benim açımdan- daha büyük önem taşır.

Filmleri değerlendirirken, henüz seyretmeyenler olduğunu düşünerek olabildiğince “tüyo” vermemeye çalışacağım ama yine de seyretmeyip “seyretme” niyetinde olanların yazının bundan sonraki kısmını daha sonra okumalarında fayda var.

* * *

“Mucize”, senarist-yönetmeni Mahsun Kırmızıgül tarafından konusunu “gerçek hayattan aldığı” söylenen bir film... Özetle, 1960 ihtilali sonrasının dekorunda doğuya sürgün edilmiş Egeli bir öğretmenin engelli (filmde gösterildiği kadarıyla yürüyen, bir elini kullanamayan ve konuşamayan cerebral palsili) bir insanın hayatında yarattığı “mucize” anlatılmaya çalışılmış.

Filmin başında her ne kadar gerçek bir hikâyeden alınmıştır dense de senaryoyu yazıp filmi yapan Mahsun Kırmızıgül olanı değil olmasını istediğini film yapmış olduğu çok bariz görülüyor. Biraz masalsı... Filmi yazan Kırmızıgül, kimi röportajlarında gerçek hikâyenin aslında 1980’lerde yaşandığını ifade etse de dekor olarak 1960 ihtilali sonrasını seçmiş. İster 1960 ister 1980 sonrası olsun, o dönemlerin Türkiye’sinde, hele ki o bölgede "sakat" çocuğa ailenin gösterdiği sevgi ve şefkat ve bu ülkede çok yakın zamana kadar tıpkı Aziz gibi konuşup kendini ifade edemediği için, ‘deli’ yaftasıyla zincirle bağlanan engelliler olduğu gerçeği düşünüldüğünde “mucize” o noktada başlıyor diyebiliriz... Keşke ülkemin dört bir yanında insana değer verilse ama “gerçek” bu değil maalesef... İstisnai durumlar olabilir ama geçerli ve düzeltilmesi şart olan genel durumdur. Kaldı ki, filmde, “bundan 55 yıl önceki ‘gerçek’ durum”, bütün açıklığı ve sertliği ile verilebilseydi, filmi seyrettiğimizde belki de bu süreçte ülkece ‘eğer varsa’ aldığımız mesafe bizi mutlu eder, bunun daha ilerisini gerçekleştirebileceğimize dair umutlarımızı arttırıp mücadele etmek için çok daha fazla enerji verebilirdi.

Filmdeki Aziz karakteri, konuyla ilgisi olanların daha ilk sahnede anlayabilecekleri gibi Cerebral Palsy ile yaşayan bir birey… Bu noktada oyuncu Mert Turak’ı gönülden kutlamak lazım. Muhteşem bir oyunculuk koyuyor ortaya…

Filmin sonunda bu konuda da bir “mucize” ile karşılaşıyoruz. Hiç konuşamayan, bir elini hiç, diğerini az miktarda kullanabilen Aziz, neredeyse tamamen engelsiz olarak çıkıyor karşımıza… Eski Yeşilçam filmlerinde birden yürüyen, birden konuşan, birden gören hayali karakterler çoktu. Kırmızıgül, bu noktada o filmlere gönderme mi yaptı bilinmez ama filmde anlatılan Aziz’in durumuyla, filmin sonunda gördüğümüz ve hatta fotoğrafı gösterilen ‘gerçek Aziz’in alakası olmadığını cerebral palsy ile yaşayan bir birey olarak gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Ha, düzgün konuşamayan bir CP’li olarak, hiç konuşamayan bir CP’liyi, spiker tonlamasıyla konuşabilen biri haline dönüştüren böyle “mucizevi bir tedavi yöntemi” varsa, sayın Kırmızıgül’den bunu açıklamasını beklerim.

Beri yandan bunu söylemeden geçemeyeceğim. Filmde Kırmızıgül’ün “okul yapan cici eşkiyacıkları(!)” vasıtasıyla malum yerlere mesaj gönderip tribünlere oynama çabasını da filmin komedi unsuru taşıyan birçok sahnesinden komik bulduğumu ifade etmeliyim.

“Her şeyin Teorisi- The theory of everything” her ne kadar genç yaşta “Motor Neron hastalığı” teşhisi ile 2 yıl ömür biçildiği halde, 2015 yılı itibariyle şu an 73 yaşında yaşamaya devam etmekte olan, dünyaca ünlü dahi fizikçi Stephen Hawking’in hayatını anlatan film olarak lanse edilse de, bana göre “seven ve sevgisinin hakkını veren bir kadın hikâyesi”…

Filmin ilk anından son sahnesine kadar, hem kafanızdaki birçok soruya cevap buluyor, hem de yeni sorular sormaya başlıyorsunuz. 2 yıl ömür biçilmiş, bunun da ötesinde fiziksel durumu hep geriye gidecek olan ve iyileşme umudu asla bulunmayan bir erkeği kaç kadın eş olarak seçer dünyada? Dahası kaç kadın böyle bir adamı, ona 3 evlat verecek kadar “sevebilir”? Kaç kadın ilerleyen yıllarda “bir başkasına âşık olduğu halde” eşini asla aldatmaz ve eşi “bir başkasıyla olana kadar” ondan ayrılmaz? Ve kaç kadın yolları ayrılsa bile bugün dahi onunla “dost” kalabilir?

Bu arada bu filmde de başrolü oynayan Eddie Redmayne’in müthiş bir iş çıkardığını söyleyip hakkını verelim.

Stephen Hawking, filmde kendisine sorulan “Size yardım eden bir hayat felsefeniz var mı?” sorusuna verdiği cevapla aslında “her şeyi” özetliyor:

“

Yüz milyon galaksinin arasındaki bir dış mahallede daha küçük bir gezegende ortalama bir yıldızın etrafında dolanan gelişmiş primatlar olduğumuz gayet açık.

Ama medeniyet doğduğundan beri insanlar dünya düzeninin altında yatan bir anlayış için yalvarıp durdular Evrenin sınır koşulları hakkında çok özel bir şey olmalı.

Sınır olmamasından daha özel ne olabilir?

İnsan çabasının da bir sınırı olmamalı. Hepimiz farklıyız. Hayat ne kadar kötü görünse de her zaman yapabileceğin ve başarılı olabileceğin bir şey vardır.

Nefes aldıkça umut vardır.

“

Filmin birçok çarpıcı sahnesi var. Ama ben en çok, eserleriyle, teoremleriyle, ürettikleri ile dünyaca ün yapmış Stephen Hawking’in 30 yıl süren evlilikleri sonucu yetişmiş 3 evlatlarını eşine gösterip “Eserimize bak!” dediği sahneyi çok beğendim.

Ve film bittiğinde dimağımda lezzet, aklımda fikir, gönlümde umut olarak şu “teori” vardı:

“Gerçekleştirmek istediğiniz her şeyin üzerinde bir hedefiniz, yanınızda sizi seven bir eşiniz varsa, size kimse engel olamaz. Konulan teşhis bile…”

“Her şeyin teorisi” bu olsa gerek…


12.Mart.2015

Kaplıkaya


Bu haber 1792 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Yakup SAYIN Yakup SAYIN
Hıristiyan Yılbaşı Kutlamaz
Alper Şirvan Alper Şirvan
Oyalanmıyorum, Çalışıyorum
Hakan ER Hakan ER
Trabzonsporlu Taraftarları Öldürmek!
Remzi ÖZDEMİR Remzi ÖZDEMİR
Türkiye'de Kriz Var mı?
Yusuf KASAP Yusuf KASAP
İzmir Akdeniz'de mi?
Muhsin Çebi Muhsin Çebi
Samimi Olun
Mustafa AHMET Mustafa AHMET
Kimi Seçtik?

BİZİ TAKİP EDİN



 

EN ÇOK OKUNANLAR

Kategoriler:
Ana Sayfa - Gündem - Ekonomi
Spor - Bilim ve Teknoloji - Sağlık
Kültür ve Sanat - Yaşam - Anketler
Video Galeri
Hizmetler:
Mobil Site - Facebook - Twitter - RSS
Android App - Symbian S^3 App
İletişim:
Künye - Bize Ulaşın
İhbar Hattı - Reklam

Sitemizde yer alan içerik, referans/kaynak belirtilmediği sürece kendimize ait olup, kaynak belirtilmeden başka ortamlarda yayınlanması Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 25. ve 36. maddeleri gereğince yasalara aykırıdır. İçeriği başka platformda paylaşmak istediğiniz taktirde, tarafımızdan izin almanız ve kaynak bilgisini yazının bitimine eklemeniz gerekmektedir. Tek başına kaynak göstermeniz yeterli değildir. Aksi takdirde doğacak yasal sorumluluk, içeriği paylaşanlara aittir.

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi