web hosting, mvc hosting, mssql hosting, mysql hosting, php hosting, asp.net hosting

Önce Haber
AnaSayfa MobilSite Gündem Ekonomi Spor Bilim-Teknoloji Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Video Galeri

HAVA DURUMU


Reklam

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Afrin'e Girmeli miyiz?



Tüm Anketler

Siyaset Çıkmazı

Alper Şirvan

10 Nisan 2015, 16:47

Alper Şirvan


1998-2006 arası, Sekiz yıl boyunca belediyede görev yaptım. Orada bulunduğum son iki yılda, “Toplam Kalite” çalışmalarında “dokümantasyon sorumluluğu” görevini üstlenmiştim. Kalite çalışmaları esnasında çalıştığım yer olan belediyeye ait huzurevinde görev yapacak personelin görev tanımları ve sahip olmaları gereken özellikler tek tek tespit edilmişti. İdarecisinden, kapıdaki “Kapı Kontrol Görevlisine” kadar…

Bu çalışmalar esnasında, Türkiye’de siyaset yapmanın, milletvekili, bakan hatta başbakan olmanın ne kadar kolay olduğunu düşünmüşümdür hep... Kurumumuzu teslim edeceğimiz insanlarda sayfalar dolusu özellik olmasını “şart” koşarken, ülkemizi teslim edeceğimiz insanlarda bizim aradığımız ya da onları önümüze koyanların aradıkları özellik nedir?
Vatandaş olarak kıstasımız sadece vaatler mi? Kişisel çıkarlarımız mı? Veyahut kendisini seçmemizi isteyen insanın “ehil” olup olmayışı mı?
Ya, o insanları bizden oy isteyecek konuma getirip “aday” yapan kişi ve kurumlar? Parti delegeleri, genel başkanları? Onların kıstasları nelerdir? Meraka gerek yok, meclise baktığımızda kıstasın “ehil” olmayla ilgisi olmadığını anlayabiliyoruz. Bol para, genel başkana yaranma, yakın çevre ve bilhassa parti mensuplarına bol vaat…
Formül bu olunca, “seçilmiş” bir vekil, bakan ya da belediye başkanı olmak, “asgari ücretli bir iş bulmaktan” daha kolay oluyor elbette…

Öteden beri “seçilmişlik-atanmışlık” tartışması yapılır. Bilhassa son yıllarda yükselen eğilim, seçilenleri “kutsayıp” atanmışları “tu-kaka” etme yönündedir. Peki, hangi seçilmişler; yukarıda “seçilme biçim ve kıstaslarını” ortaya koyduğum seçilmişler mi? Peki ya hangi atanmışlar; o şekilde seçilenlerin atadıkları mı?

Bu durumda “referansımız İslam’dır” diyenlere dönüp bakıyoruz. Peygamberi “işi ehline veriniz” diyerek, sonsuza kadar geçerli olacak muhteşem bir düstur ortaya koymuş inancın sahipleri ne yapıyorlar? Yorum sizin...

Hal böyleyken, siyasetçilerin o ifade etmekten pek hoşlandıkları kavram “demokrasi”, amacından sapıp kendine zarar veren bir konuma geliyor. Yıllardır kavranamayan şey, demokraside asıl gayenin “işi ehline vermek” olması gerektiği gerçeğidir. Şans eseri seçilip “seçenden üstün” duruma gelen vasıfsız bir “seçilendense”, dişiyle, tırnağıyla, emeğiyle bir yerlere gelmiş ve işini mükemmel yapan “atanmış” birini tercih ettiğimi ifade edeyim. Seçilmiş olmanın adeta “kutsandığı” bir ortamda, hiç kimse seçilenden “bunlar beni o ve ya bu şekilde seçiyorlar, bari işi öğreneyim” insafı da beklemesin.

Sandık başına gitmeyen milyonlar, ortaya koymaya çalıştığım bu tablonun neticesidir. Peki, bu neyi doğuruyor? Türkiye’deki siyasî yapının güvenilir olmayışı, hırsızlık ve yolsuzlukların ‘ünlü’ simalarının her nedense hep siyasetçiler arasından çıkması, siyasetçi kadar siyaseti de bitirince, “farkına varan kesim”, oy vermekten kaçıyor, “medya bombardımanı ile gittikçe büyültülen ve ‘fark etmemesi’ sağlanan kesim” ise, “seçtiğini” zannedip komedi malzemesi vaatlerle “seçtirilmeye” devam ediyor.

Sonuçta olan elbette ülkenin geleceğine oluyor ve siyasetin bu çıkmazında kaybolup gidiyoruz.

Peki, ne yapılmalı? Çözüm açıktır. Öncelikle siyasî partiler, ülkenin ihtiyaçlarını tespit edip ona göre teşkilatlanmalılardır. Bakanlık görevi, “başbakanın iki dudağı arasında” şeklinden çok, önemli belirleyici kıstaslarla kişilere verilmelidir. Bu kıstaslar, kişinin değil, işin özelliklerine göre önceden belirlenmelidir. Yani, partiler, milletvekili adaylarını, seçilmesi ve iktidar olunması durumunda verecekleri görevin kıstaslarına göre belirlemelidirler. Öyle mi oldu? Karar sizin…

Evet, ülkede ve hatta dünyada her şey ucuzlamış olabilir. Medyada yer almak, medya patronu olmak, güçlüden yana olup parayı ‘bulmak’, emperyalizme hizmet etmek, aşk, kariyer, her türlü ikili ilişkiler, vs. Bunlar bir şekilde tamir edilebilir ama “ülkeyi yönetmenin” ucuzlaması ve tek bir kişide toplanması öyle sonuçlar doğurur ki, bunun altında kalan hepimiz oluruz.

Seçimlere az bir sürenin kaldığı şu günlerde, ülkemiz adına, siyasetin çıkmaz sokaklarına girip kaybolmamayı diliyorum.


Alper Şirvan

Kaplıkaya

9.Nisan.2015

Bu haber 1181 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Yakup SAYIN Yakup SAYIN
Hıristiyan Yılbaşı Kutlamaz
Alper Şirvan Alper Şirvan
Oyalanmıyorum, Çalışıyorum
Hakan ER Hakan ER
Trabzonsporlu Taraftarları Öldürmek!
Remzi ÖZDEMİR Remzi ÖZDEMİR
Türkiye'de Kriz Var mı?
Yusuf KASAP Yusuf KASAP
İzmir Akdeniz'de mi?
Muhsin Çebi Muhsin Çebi
Samimi Olun
Mustafa AHMET Mustafa AHMET
Kimi Seçtik?

BİZİ TAKİP EDİN



 
Kategoriler:
Ana Sayfa - Gündem - Ekonomi
Spor - Bilim ve Teknoloji - Sağlık
Kültür ve Sanat - Yaşam - Anketler
Video Galeri
Hizmetler:
Mobil Site - Facebook - Twitter - RSS
Android App - Symbian S^3 App
İletişim:
Künye - Bize Ulaşın
İhbar Hattı - Reklam

Sitemizde yer alan içerik, referans/kaynak belirtilmediği sürece kendimize ait olup, kaynak belirtilmeden başka ortamlarda yayınlanması Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 25. ve 36. maddeleri gereğince yasalara aykırıdır. İçeriği başka platformda paylaşmak istediğiniz taktirde, tarafımızdan izin almanız ve kaynak bilgisini yazının bitimine eklemeniz gerekmektedir. Tek başına kaynak göstermeniz yeterli değildir. Aksi takdirde doğacak yasal sorumluluk, içeriği paylaşanlara aittir.

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi