web hosting, mvc hosting, mssql hosting, mysql hosting, php hosting, asp.net hosting

Önce Haber
AnaSayfa MobilSite Gündem Ekonomi Spor Bilim-Teknoloji Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Video Galeri

HAVA DURUMU


Reklam

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Afrin'e Girmeli miyiz?



Tüm Anketler

Çin, Özerklik ve Bugün

Alper Şirvan

06 Temmuz 2015, 19:59

Alper Şirvan


Önce özet bir bilgi verelim. Malum, bilgi sahibi olmadan, fikir üretmemiz mümkün değil…

1876 yılında Çin-Mançu Devleti’nce işgal edilen Doğu Türkistan, 1884’te Şinciang- Xinjiang (Sincan); yani “Yeni Toprak/Kazanılmış Topraklar” bazı Çince tercümelere göre “Yeni Sömürge” adıyla o dönemki Çin İmparatorluğu’na bağlanmıştır. Çin’in yönetim ve yönetiliş biçimleri değişse de, Çin bu topraklardan vazgeçmemekle birlikte, dönem dönem bağımsızlık ilan eden Uygurlar, bu bağımsızlıklarını sürdürememişlerdir.

Doğu Türkistan, çoğu Türklere ait birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve tarihte iz bırakmıştır. M.Ö. 8-3 yıllarında İskitlere, M.Ö. 300-M.S. 93 arasında Hunlara, 522-744 arasında Göktürk İmparatorluğu’na, 744-840 yılları arasında Uygur Devleti’ne, 751-870 yılları arasında Karluk ve Karahanlılar İmparatorluğu’na ve 1509-1679 yılları arasında da Saidiye Hanlığı’na ev sahipliği yapmıştır. Bölgede, üzerinde hüküm sürmüş Türk Topluluk ve Devletlerinin kurdukları medeniyete ait eserlerin yanı sıra, yine bu topluluklara ait binlerce yıllık önemli arkeolojik kalıntılar mevcuttur. Türkçe’nin ilk sözlüğü, antolojisi, ansiklopedisi ve dil bilgisi kitabı olan ve Araplara Türkçe öğretmek için kaleme alınan ‘Divânu Lügati't-Türk’ eserinin sahibi Kaşgarlı Mahmud, Karahanlı Devleti hanedanına mensup bir dil bilimcidir. 1008-1105 yılları arasında yaşamış bu Türk Dil Bilimcinin türbesi, Kaşgar şehrine 45 kilometre uzaklıktaki Opal köyünde bulunmaktadır.

Önemli detaylar içerdiği için türbe hakkında ansiklopedik bilgi vermek gerekirse, türbede, Kaşgarlı Mahmud’un sandukasının bulunduğu bir odanın yanı sıra bir müze bölümü vardır. Müzede değerli âlimin kitap ve makaleleri, el yazması ve basma Kur’anlar ile bazı eşyaları bulunmakta. Müzenin duvarında, Doğu Türkistanlı bir ressam tarafından büyük boyda yapılmış, Kaşgarlı Mahmud’u çalışırken gösteren temsilî bir resim yer almaktadır. Müzede ayrıca Uygurların Budizm inancını yaşadıkları dönemlere ait eşyalar göze çarpar. Bu eşyaların, arkeolojik kazılarda elde edildiği belirtiliyor. Karahanlılar dönemine ait çeşitli madenî para ve süs eşyaları, müzede sergilenen malzemeler arasında dikkat çekmekte. Türbenin iç ve dış duvarları ile oda ve salonların tavanları, Uygur sanatının süsleme unsurlarıyla bezenmiş. Süslemeler, ahşap tavanda eşsiz bir ihtişam oluşturuyor.

Peki, kim bu Uygurlar? Detayını meraklısı araştırır okur ama ilk yerleşik hayata geçmiş Türk Topluluğu olan Uygurlar, kalabalık yerleşim merkezleri ve şehirler kurmuşlardır. Bunun sonucunda tarım ve mimarî gelişmiştir. Gutenberg'den çok önce tahta harflerle matbaacılık yapan Uygurlar, kâğıdı da kullanmışlardır. Bu sayede yeni bir alfabe oluşturmuşlardır. Özetle, Çin’in hegemonyasından kurtulup bağımsız olamasalar da, Uygurlar, binlerce yıllık geçmişi olan köklü bir medeniyetin temsilcileridir.

Bu ön bilginin sonrasında gelelim günümüze…

Çin, neredeyse 150 yıl önce ‘yeni sömürge’ adını verdiği, yani sömürdüğünü inkâr etmediği bu topraklardan neden vazgeçmiyor? “Vatan toprağı” jargonuyla mı? Elbette hayır… Bu bölgede yer alan başta petrol olmak üzere yer altı zenginlikleri (Doğu Türkistan’da şimdiye kadar 5000 yerde maden ocağı bulunmuş; yaklaşık 500 bölgeden “petrol”, 30 bölgeden “Doğalgaz” çıkarılmaktadır. Petrol rezervi 8 milyar ton olarak tespit edilmiş ve her yıl 10 milyon ton petrol Çin'e taşınmaktadır) ve 400.000 kilometrekarelik bereketli tarım arazisi ile Çin beslenirken, böylesi şartlarda Çin bu bölgeden neden çıksın?

Başta da dediğimiz gibi ‘önce bilgi sahibi olmak’ adına son dönemde bölgeden gelen olumsuz haberlerin ardından, başta, bir makalesini okuduktan sonra tanıştığım Çin’de bir üniversitede araştırma görevlisi olan ve aynı zamanda Uluslararası İlişkiler konusunda doktora yapan bir Türk vatandaşı tanışım olmak üzere, o bölgede yaşayanlarla irtibat kurdum. Çünkü bu “özerklik” meselesi ve kimilerinin bu meseleye göndermeler yapıp bazı karşılaştırmalar yapması dikkatimi çekmişti.

Öncelikle şunu belirtmek isterim. Genel anlamda Çin’de baskıcı bir yönetim olduğu, sansürün şiddetle gerçekleşip şeffaflığın adının bile olmadığı su götürmez bir gerçeklik… Edindiğim izlenime göre Türkiye’de “Çin’de baskı yok” diyenlerin de, “Çin’de baskı var” diyenlerin de kullandıkları çoğunlukla abartılı fotoğrafların gerçekliği tartışmalı… Olay meydana gelmişse bile çekmeniz zor, internette paylaşmanız imkânsız… Zira 'great wall of china' (Çin’in büyük duvarı) diye tabir edilen yapı sayesinde, Çin Devleti, belli amaçlarla servis etmediği müddetçe, bilhassa olumsuz fotoğrafların medyada yer alamayacakları ve bu sebeple o tarz fotoğrafların şaibeli olduğu ortada… Kanaatim odur ki, bilmeden oluşturulan atmosferde Çin’in halen devam ettirdiği baskıyı şiddetlendirmesinin önü açılmıştır.

Peki, nedir Çin’deki yapı? Bahsettiğim kaynak kişilere sorduğum sorular ve aldığım cevapları aynen paylaşmak istiyorum.

Soru: Çin’de bir ‘özerk’ yapıdan söz ediliyor. Bu yapı ne şekilde işliyor?

Cevap: Çin’de 5 tane özerk var. Bunlardan biri de Xinjiang (Sincan) Özerk Bölgesi. Ama aslına bakarsanız ana dilde eğitim, çocuk yapma politikası vs gibi bazı konularda genel Çin’den biraz farklı olmak dışında bir özerklik söz konusu değil. Tabi bu bölgelerde valiler vs de çoğunlukla yerli halktan. Mesela, Doğu Türkistan'da Uygurlar... Ama asıl karar mekanizması Çin'in her yerinde olduğu gibi burada da Çin Komünist Partisi’nin elinde…

Uygurlar diğer azınlık olarak görülen etnik gruplar gibi, kendi bölgelerinde devlet kademesinde görevli olabiliyorlar. Hatta Doğu Türkistan’da Uygur memur sayısı Çinli Han memur sayısından fazladır diye tahmin ediyorum ve hatta askerin özel harekat birimi hariç o bölgedeki askerin bir kısmı, polislerin çoğunluğu Uygur… Dolayısıyla Çin devletinin yaptığı tahakkümler ve zulüm aslında yine Uygurların eliyle yapılıyor işin trajik tarafı.

Soru: “Çinli Han” dediniz. Çin devlet yönetimi genel anlamda hangi temeller üzerine kurulu, mesela bir Uygur kendi bölgesi dışında yaşayabilir mi, devlet yönetiminde yer alabilir mi?

Cevap: Çin’in bu konuda farklı bir politikası var. Adi hukou. Bir nevi ikamet sistemi... Ama bizdekinden daha katı... Buna göre sadece Uygurlar değil, tüm Çin vatandaşları sadece ikamet kayıtlarının olduğu memleketlerinde çalışabiliyor ve hatta sosyal hizmetlerden yararlanabiliyorlar.

Bu mesele Çin’in başını ağrıtan en büyük sosyal problemlerin de başında geliyor zaten.

Ama onun dışında politika ve yöneticilik olarak diyorsanız bir Uygur’un xinjiang (sincan) dışında görevlendirilmesi kâğıt üstünde mümkün görünse de pratikte çok mümkün değil... Devlet hiyerarşisi han ırkına mensup olmayan azınlıklara (sadece Uygurlar değil) güvenmez; Uygurlara ekstra güvenmez.

Soru: Peki, bilhassa özerk bölge(ler)de eğitim nasıl?

Cevap: Uygurlar Arap alfabesi kullanıyorlar. Osmanlı Türkçe’si gibi yani... Her seviyede Uygurca eğitim mevcut. Fakat ülkede tutunmak ve bir yerlere gelmek isteyenlerin Uygurca dışında Çince eğitim görmeleri şart. Nitekim üniversite sınavları vesaire hep Çince... Bununla beraber paraların üstünde Çincenin yanı sıra Tibetçe, Moğolca ve Uygurca ifadeler var.

Soru: Biz tabi çekik gözlü gördüğümüz herkese "Çinli" diyoruz belki ama Çin'i yönetenler, dolayısıyla şu andaki yönetim şekliyle “Komünist Çin”, nihayetinde yüzlerce yıllık Çin Devlet geleneği aynı düşünmüyor. Peki, sosyal hayat nasıl, halk kendi arasında nasıl? Mesela bir Çinliyle Çinli olmayan (sayılmayan) bir başka farklı etnik ya da dini gruba mensup olan biri ile bir Çinli evlenebilir mi, karışabilir mi? İş kurabilirler mi en azından?

Cevap: Evet, karışmaları mümkün... Fakat Çin’de iki tür azınlık var. Biri han ırkına yakın olan ve kendi dili ya da alfabesi olmayanlar. Bunlar zaten neredeyse handan farklı değiller sosyal ilişkilerinde. Dili ve alfabesi farklı olan azınlıkların entegrasyonu daha zor. Her iki taraf için de. Doğal olarak evlilikler, ortaklıklar daha az. Ama sıfır değil. Bu dil alfabe tanımına uymayan Hui’ler var. Yani Çinli Müslümanlar: Onların ayrı dili alfabesi olmamasına rağmen azınlık sayılıyorlar dini inançları nedeniyle. Ama onlar da dili ve alfabesi olanlar kadar olmasa da hanlarla çok zor karışıyorlar.

Bu bilgilerin ışığında ideolojik bakımdan hayal kırıklığı yaşayanlar olabilir ama Çin-Türkiye, Uygur-Kürt karşılaştırması yapıp özerkliğe selam çakanların elmalarla armutları karıştırmanın da ötesine geçtiklerini düşünüyorum.

Düşünsenize, sadece “Türkiye’yi yalnızca Türkler yönetir” denilmekle kalmayıp bunun hayata geçirildiğini… Kürt olduğunu söyleyen herkesin belli bir bölgede yaşamaya mecbur edildiğini…

Herkes aklını başına almalıdır.

İdeolojik romantizmin ne yeri, ne zamanıdır.


Alper Şirvan

Kaplıkaya

5.Temmuz.2015


Bu haber 1516 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Yakup SAYIN Yakup SAYIN
Hıristiyan Yılbaşı Kutlamaz
Alper Şirvan Alper Şirvan
Oyalanmıyorum, Çalışıyorum
Hakan ER Hakan ER
Trabzonsporlu Taraftarları Öldürmek!
Remzi ÖZDEMİR Remzi ÖZDEMİR
Türkiye'de Kriz Var mı?
Yusuf KASAP Yusuf KASAP
İzmir Akdeniz'de mi?
Muhsin Çebi Muhsin Çebi
Samimi Olun
Mustafa AHMET Mustafa AHMET
Kimi Seçtik?

BİZİ TAKİP EDİN



 
Kategoriler:
Ana Sayfa - Gündem - Ekonomi
Spor - Bilim ve Teknoloji - Sağlık
Kültür ve Sanat - Yaşam - Anketler
Video Galeri
Hizmetler:
Mobil Site - Facebook - Twitter - RSS
Android App - Symbian S^3 App
İletişim:
Künye - Bize Ulaşın
İhbar Hattı - Reklam

Sitemizde yer alan içerik, referans/kaynak belirtilmediği sürece kendimize ait olup, kaynak belirtilmeden başka ortamlarda yayınlanması Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 25. ve 36. maddeleri gereğince yasalara aykırıdır. İçeriği başka platformda paylaşmak istediğiniz taktirde, tarafımızdan izin almanız ve kaynak bilgisini yazının bitimine eklemeniz gerekmektedir. Tek başına kaynak göstermeniz yeterli değildir. Aksi takdirde doğacak yasal sorumluluk, içeriği paylaşanlara aittir.

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi