web hosting, mvc hosting, mssql hosting, mysql hosting, php hosting, asp.net hosting

Önce Haber
AnaSayfa MobilSite Gündem Ekonomi Spor Bilim-Teknoloji Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Video Galeri

HAVA DURUMU


Reklam

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Afrin'e Girmeli miyiz?



Tüm Anketler

Kırklar

Alper Şirvan

13 Şubat 2016, 15:37

Alper Şirvan

Yıllar evvel otuzlarımın başında yazmışım “otuz yaş düşünceleri” adlı yazımı… İnsan yaş aldıkça, biraz daha fazla sorgular olur hayatını, geçmiş ve geleceği; hele de onca çabaya rağmen hayatın geçmesi gereken yollarından henüz geçemediyse…

Hal böyle olmasına ve kırklı yaşların başında olmama rağmen, kendimden hareketle bir şeyler yazacak mecalim yok… Çünkü –en azından henüz- aynı olmamışlığı, 40 yıllık havanda dövmeyi anlamlı bulmuyorum.

Ama çevremde gördüklerime dair gözlemlerimi paylaşabilirim.

Genel anlamda kırklı yaşların hem bekârlar, hem evliler için “oturmuş bir dönemi” temsil etmesi gerektiği varsayılsa da herkes her şeyi aynı yoğunluk ve aynı düzeyde yaşamadığı için, bu, herkes için geçerli olmuyor.

Yirmili yaşlarda evlilik yapanlar için 10 yıl ve üzeri evlilikler ya sürüyor, ya da çoktan resmî ya da gayrı resmî olarak bitirilmiş, yanı sıra annelik- babalık süreci de, -hazmedilip hazmedilmediği, hakkı verilip verilmediği tartışmalı olsa da- en az bir kere yaşanmış oluyor bu dönemde…

Kişiler, hayata bakışına, karakterine ve yaşanmışlığına göre ya bu sürecin kendilerini “en mutlu eden” kısımlarını bir şekilde “yeniden” yaşamaya çalışıyor, ya da başka türlü “lezzetlerin-deneyimlerin” peşine takılıyorlar.

Bekârlar, kısa süreli evlilik yaşayıp anne-baba olmamışlar, ya da henüz evlenmemiş olanlar, ilkini yaşamamış olsalar da kâh ikinci bahar umuduyla, kâh kullanılmadığı için henüz eskitmedikleri “pembe hayallerini” gerçekleştirme yolunda hamleler yapıyorlar, ya da ilişkilere dair “kırmızı çizgilerini” kalınlaştırarak bekâr yaşamanın tekilliğinin hakkını vermeye çalışıyorlar.

Bununla beraber, her iki grupta da “ben daha ölmedim” düşüncesiyle en az yirmi yıl gerideymiş gibi yaşayanlar da az değil…

İster evli olsun, ister bekâr olsun, farkında olarak ya da olmadan bütün bu davranış biçimlerinin tek bir sebebi vardır:

Zaman, ömrü tüketmektedir!

Birçoğunuzun bildiği malum hikâyedeki gibi, “en güzel gülü” bulamadan yolu tüketenler de çok, bulduğunun farkına varamayan da… Aslında hikâyenin de, hayatın da, ana fikri gayet açıktır:

“En iyiyi aramak yerine herhangi birini seç ve kısıtlı zamanını, aranmak yerine, seçtiğinle geçirip tadını çıkar.”

Çünkü aslı soru “kiminle” değil, “nasıl/ne kalitede yaşadın/yaşıyorsun?” şeklindedir. Yani, “seçtiğinle gönlünce yaşayabiliyorsan” çoktan “en güzel gülü” bulmuşsun demektir.

Kaldı ki yapılan seçim, ille bir kişi değil, bazen bir hayat tarzı olabilir. “Hayat kırkında başlar” ya da “kırt-tırt” marjinal vizyonlarının aksine, ideal ölçülerde kırklı yaşlar, insanoğlu için yaptığı seçimlerin “hasat zamanını” ifade eder. (Bu tüyomu unutmayın; zira normalde birey, bunun farkına 70 ve sonrasında varır.) Bakış açınızı belirleyen, o yaşa kadar yaşadıklarınızın sizi eriştirdiği yükseltidir sadece… Herkes, kendi bulunduğu ve kendisi gibilerin bulunduğu noktadan bakar “gelecek manzarasına”…

Sürekli, hayatın karmaşıklığından dem vurulsa da “yaşamak” yani “mutlu olup- mutlu etmek” kişinin kendini tanıması ve bu tanıma doğrultusunda seçimler yapması ile mümkündür.

“Ömür sürmek,” bir üçgene tırmanıp diğer taraftan inmek gibidir. İdeal şartlar altında 25-40 yaş arası “zirveyi” temsil eder; kariyer, sağlık, sosyal ilişkiler başta olmak üzere hayatın en “verimli” zamanlarıdır. Ayrıca sonrasında hayatının nasıl olacağının büyük ölçüde belirlendiği dönemdir. Başta da dediğim gibi: hayatında her şey yolunda giden, her süreci, zamanında ve üç aşağı beş yukarı olması gerektiği gibi yaşayan insanlar için… “Kırklar” ise, fark edilmeyecek ölçüde de olsa artık ufak ufak inişin başladığı dönemdir.

Büyük resme baktığımızda zaten iki temel yaşam tarzı vardır bir birey için: Yalnız başına ya da evlenip çoluk çocuğa karışarak… Üçüncü bir yol yoktur zaten…

Önemli olan, insanın, kendine en uygun olan yolu, yine kendine en uygun şekilde seçmektir. Yoksa mutsuz olup mutsuz eder. Bir insan bulunduğu konumdan çokça şikâyetçiyse ya henüz seçim yapamamıştır, ya da kendisi için yanlış olan yolu seçmiştir.

Kırk ve üzeri yaşlarda her iki durum da “acı veren” bir durumdur…


Alper Şirvan

Kaplıkaya/Bursa

Bu haber 1314 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Yakup SAYIN Yakup SAYIN
Hıristiyan Yılbaşı Kutlamaz
Alper Şirvan Alper Şirvan
Oyalanmıyorum, Çalışıyorum
Hakan ER Hakan ER
Trabzonsporlu Taraftarları Öldürmek!
Remzi ÖZDEMİR Remzi ÖZDEMİR
Türkiye'de Kriz Var mı?
Yusuf KASAP Yusuf KASAP
İzmir Akdeniz'de mi?
Muhsin Çebi Muhsin Çebi
Samimi Olun
Mustafa AHMET Mustafa AHMET
Kimi Seçtik?

BİZİ TAKİP EDİN



 

EN ÇOK OKUNANLAR

Kategoriler:
Ana Sayfa - Gündem - Ekonomi
Spor - Bilim ve Teknoloji - Sağlık
Kültür ve Sanat - Yaşam - Anketler
Video Galeri
Hizmetler:
Mobil Site - Facebook - Twitter - RSS
Android App - Symbian S^3 App
İletişim:
Künye - Bize Ulaşın
İhbar Hattı - Reklam

Sitemizde yer alan içerik, referans/kaynak belirtilmediği sürece kendimize ait olup, kaynak belirtilmeden başka ortamlarda yayınlanması Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 25. ve 36. maddeleri gereğince yasalara aykırıdır. İçeriği başka platformda paylaşmak istediğiniz taktirde, tarafımızdan izin almanız ve kaynak bilgisini yazının bitimine eklemeniz gerekmektedir. Tek başına kaynak göstermeniz yeterli değildir. Aksi takdirde doğacak yasal sorumluluk, içeriği paylaşanlara aittir.

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi