web hosting, mvc hosting, mssql hosting, mysql hosting, php hosting, asp.net hosting

Önce Haber
AnaSayfa MobilSite Gündem Ekonomi Spor Bilim-Teknoloji Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Video Galeri

HAVA DURUMU


Reklam

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Afrin'e Girmeli miyiz?



Tüm Anketler

Spor ve İş Ahlakı

Alper Şirvan

18 Haziran 2016, 02:21

Alper Şirvan

Avrupa Futbol Şampiyonası, milli takımımız için sıkıntılı olsa da, futbolseverler açısından tüm heyecanıyla devam ediyor. Bu vesile ile biz de futboldan hareketle spor ve sporculuğa dair birkaç söz edelim.

Ülkemizde spora ilgi ve bakış, son 30 yıla damga vuran “kısa yoldan köşeyi dönmeye” kolayca entegre olsa da, spora ve bilhassa futbola ilginin abartıldığı, en azından spor sevgisiyle ölçülmediği bir hakikat…

Yıllar evvelden bir hatıra:

Seksenlerin sonu, doksanların başı diye hatırlıyorum. Ligin son maçı… Bursaspor, ununu elemiş, eleğini asmış, ligi orta sıralarda bitirmeyi; rakibi Adanademirspor ise düşmeyi garantilemiş. O gün, seyirci az ve rakip te olmadığı için engellilere ayrılan bölümden tribüne çıktık. Maç beklendiği şekilde oynanıyordu; Bursaspor 1-2 derken ikinci yarının ortalarına doğru 4. golü buldu. Takım, rahat ve güzel futbolunu, şık gollerle süslerken hemen arka sıradaki 25-30 yaşlarındaki taraftarın(!) o sırada gol kaçıran kendi futbolcusuna galiz küfürler etmesi, herkesin tepkisini çekerken adama kızgınlıkla sordular:

“-Zaten rakip düşmüş, ligin sonu gelmiş… Eh, takımımız da rahat oynuyor, dört tane de attı, daha ne istiyorsun?”

Ciddi kilosundan hayatında değil spor yapmak, topa dahi dokunmamış olduğu belli olan herifin pişkin pişkin verdiği cevap, Türkiye’de “kulüp taraftarlığının” ve sözde “futbol sevgisinin” özetiydi:

“-Ben 5-0 olacak diye bir karton sigarasına iddiaya girdim abicim; atsın (….)ler”

Ha, bir de “takımından bir futbolcu ismi söyle” desen söyleyemeyecek olduğu halde en masum ifadeyle “sizi nasıl yendik”çiler var ki, bunların, holiganizmi ortaya çıkaran asıl kişiler olduklarını düşünmekteyim.

Spor sevmediğimiz malum da, futbol konusunda taraftarlıktan anladığımız da bu çerçevede olunca rakip taraftarın gidemediği maçlara şahit olmamız da kaçınılmaz oluyor.

Taraftar böyle de peki futbolcu profilimiz nasıl?

Sanatta ve sporda torpilin en azından süreçte ve o kişinin devamlılığı ve bir yerlere gelebilmesi noktasında çok da geçerli olmadığı bir gerçek… Aksi halde her iki dalda da gerek bireysel, gerekse toplumsal (kurumsal) anlamda bir yere varılamaz ki, varılamıyor da zaten…

Yetenek, anlamca, İngilizce ve Almancada Allah vergisi bir “armağan” olarak ta tanımlanır. Bu çok doğru bir tanımdır. Çünkü her yetenek, varlığı ve derecesiyle o kişiye verilmiş özel bir armağandır.

Bu “armağana” sahip olmak elbette özel ve önemlidir ama bunu çalışarak ve verilen yetenek doğrultusunda yaşayarak daha ileri seviyeye taşımak, en az yetenekli olmak kadar önemlidir. Aksi durum, verilen bu armağana ihanetten öte bir anlam ifade etmez.

Bireylerin, icra etmekte oldukları mesleklerine duydukları saygı, iş ahlakı kavramını da beraberinde getirir. Allah vergisi yeteneğinin, dolayısı ile ona sunulan “armağanın” farkında olan bireye verilmesi gereken en önemli özellik, çok çalışarak bu yeteneği geliştirmek olmalıdır.

Alt yaş gruplarında nispeten başarılı olan sporcularımızın, seviye yükseldikçe başarısız olmasının altında yatan en önemli sebebin yetenekle yetinmenin toplumsal açıdan övgüye mazhar olmasıdır. Bu konuda eminim gözünüzün önüne birçok isim gelmiştir. Çünkü ne yazık ki, işine ve yeteneğine saygı, dolayısıyla “iş ahlakı” üzülerek ifade etmeliyim ki, bizden ve mevcut eğitim sistemimizden çok çok uzak kavramlar… İşine saygı, yalnızca sporumuzun problemi değil… O da ayrı bir mesele…

Amacın “yetenek” ya da “diplomayı” paraya çevirmek olduğu bir ortamda, ülke olarak gelişmekten söz etmek çok da kolay değil…

İşi ehline vermek kadar, işin ehli olma konusunda da ciddi sıkıntılarımız var.

Başarıyı, ne pahasına olursa olsun paraya endeksleyen bir toplumun, paranın, dolayısı ile paraya sahip olanın kölesi olması da kaçınılmaz oluyor. Ben eğitimci değilim; “şöyle nesil, böyle kuşak” diyerek toplum mühendisliğine soyunan siyasetçilerden de değilim ama “para bir şekilde kazanılır; önemli olan işimi iyi yapmak” diyebilen bireylerden oluşan bir toplum yapısının geleceğe umutla bakmamızın anahtarı olduğunu düşünüyorum.

Ne dersiniz?



Alper Şirvan

Kaplıkaya/Bursa

Bu haber 1215 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Yakup SAYIN Yakup SAYIN
Hıristiyan Yılbaşı Kutlamaz
Alper Şirvan Alper Şirvan
Oyalanmıyorum, Çalışıyorum
Hakan ER Hakan ER
Trabzonsporlu Taraftarları Öldürmek!
Remzi ÖZDEMİR Remzi ÖZDEMİR
Türkiye'de Kriz Var mı?
Yusuf KASAP Yusuf KASAP
İzmir Akdeniz'de mi?
Muhsin Çebi Muhsin Çebi
Samimi Olun
Mustafa AHMET Mustafa AHMET
Kimi Seçtik?

BİZİ TAKİP EDİN



 

EN ÇOK OKUNANLAR

Kategoriler:
Ana Sayfa - Gündem - Ekonomi
Spor - Bilim ve Teknoloji - Sağlık
Kültür ve Sanat - Yaşam - Anketler
Video Galeri
Hizmetler:
Mobil Site - Facebook - Twitter - RSS
Android App - Symbian S^3 App
İletişim:
Künye - Bize Ulaşın
İhbar Hattı - Reklam

Sitemizde yer alan içerik, referans/kaynak belirtilmediği sürece kendimize ait olup, kaynak belirtilmeden başka ortamlarda yayınlanması Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 25. ve 36. maddeleri gereğince yasalara aykırıdır. İçeriği başka platformda paylaşmak istediğiniz taktirde, tarafımızdan izin almanız ve kaynak bilgisini yazının bitimine eklemeniz gerekmektedir. Tek başına kaynak göstermeniz yeterli değildir. Aksi takdirde doğacak yasal sorumluluk, içeriği paylaşanlara aittir.

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi