web hosting, mvc hosting, mssql hosting, mysql hosting, php hosting, asp.net hosting

Önce Haber
AnaSayfa MobilSite Gündem Ekonomi Spor Bilim-Teknoloji Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Video Galeri

HAVA DURUMU


Reklam

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Afrin'e Girmeli miyiz?



Tüm Anketler

Cemaat, Feodalite ve Birey

Alper Şirvan

21 Temmuz 2016, 02:38

Alper Şirvan

Toplumca yaşadığımız travmanın etkisinin yanı sıra kişisel endişe ve kaygılarla çok ta yapmadığımız düşünmeyi ve sahip olamadığımız aklıselimi harekete geçirmemiz en azından kısa vadede zor olsa da, yine de tarihe not düşelim.

Bilmeyenler için özet geçelim önce: Her ne kadar cemaat mekanizması, sadece fetö ile sınırlı diye algılansa da, bahsedilen örgütlenmenin, Türkiye’de faaliyet gösterip 12 Eylül sonrası uyanışını sistematik hale getiren ve son dönemde de “din kardeşimiz” parolası ile iyice palazlandırılan, kamuda örgütlenen cemaatlerden sadece biri olduğu akıldan çıkmamalıdır. Bu yapılarda birey asla yoktur; şeyhine, hocasına, üstadına ya da her ne adla ifade ediyorsa o kişiye biat eden cemaat mensubu için, onun emri her şeyin üstündedir. Yani, biat ettiği insandan emir alan mürit için bırakın kendi milletine silah doğrultmayı, kendi öz kardeşini kesmekte dahi bir sakınca yoktur. Hatta ve hatta öz anne babasını reddeden insanların sayısı, azımsanmayacak ölçüdedir.

Bu itibarla, ilk gençlik yıllarımda çok işittiğim “her türlü cemaate bulaşmış insanların kamusal alana, bilhassa ordu ve polis teşkilatı gibi yerlere sokulmaması gerekir; bu insanlar üst rütbeli amirini, komutanını mı dinleyecek, şeyhini mi?” diyenleri saygı ve sevgiyle anıyorum. Bununla birlikte, “ama onlar din kardeşimiz” romantik söylemi ve inanç konusunda toptan retçi kimilerinin negatif tesiri ile karşı çıkan ve karşı çıkmakla da kalmayıp kamuda cemaat örgütlenmesinin yolunu açanları, ordudan atılmak istenenlere şerh koyanları da öfkeyle…

Bu tarz güçleri, siyasi rakiplerinizi yok etmekte, en hafif ifadeyle sindirmekte kullanabilirsiniz ama bu gücün size, daha da kötüsü tüm ülkeye yönelmeyeceğini garanti edemezsiniz. Doksanların sonunda bir reklam sloganıydı ama sanırım gerçeği yansıtıyor: “Kontrolsüz güç, güç değildir.”

Benzer bir hata, feodal güçler için de geçerlidir. Bizden yana, bize karşı; devletten yana, devlete karşı feodal güç, ağa olmaz. Bu yanlış yaklaşım, bize ne yazık ki, binlerce insanımızın hayatına mal olan etnik terörü doğurdu ve besleyip büyüttü.

Gerek her türlü cemaat yapılanması, gerekse feodalite bu cumhuriyetin kuruluş felsefesine aykırıdır. İnanç dünyası ve sosyal hayat, ivedilikle bireye bırakılmalı, çekirdek aile desteklenip teşvik edilmeli, inanca ve hukuka yaklaşım toptan değerlendirme yerine bireye yönelmelidir.

Ne demişti Mustafa Kemal: “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz.” Bu uyarı ve tespit, sanırım bugün çok daha anlamlı…

Bununla birlikte devlet mekanizması ifratla tefritten uzaklaşmalı, insanlarımız cemaatlerle inanç konusunda toptan retçi kesimlerin boyunduruğundan kurtarılmalıdır.

Bu gerçeği ortaya koyduktan sonra son günlerde kapılıp gidilen rüzgârla oluşturulan atmosfer neticesinde çıkıldığı görülen toptancı cadı avından ziyade, suç işleyenle işlemeyeni ayırabilecek sağlıklı bir hukuki yapı oluşturulmalıdır. Aksi halde, sanırım çok masumun da canı yanacak.

Açıkça söylemeliyim ki, “insan hakları, inanç özgürlüğü, demokrasi” gibi tamamen bireye hitap eden evrensel kavramların, bireyi reddeden gerek cemaat gerekse feodal yapılanmanın bir söylemi olarak ortaya çıkmasını oldum olası yadırgamışımdır. Bu, eşyanın tabiatına aykırı “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” akla zarar durum, sona ermiştir diye umuyorum.

Şimdi bir yol ayrımındayız gibi görülüyor. Yine “cemaatler toplumumuzun sivil toplum kuruluşlarıdır” deyip bu “haddini aşan cemaat” yerine başkası ya da başkalarını koyarak, karşılıklı paslaşmaya, destekleşmeye, devlet içinde güç elde etmelerinin yolunu açmaya devam mı edeceğiz? Cadı avı ya da demir yumrukla değil, akılcı ve zamana yayılan bilimsel metot ve yaklaşımlarla insanımızı bilumum cemaat ve oluşumlardan kurtaracak mıyız? Vereceğimiz cevap, Türk milletinin, Türk toplumunun, kısaca bizlerin geleceğine ışık tutacaktır.

Kişisel bir tespit olarak ifade etmeliyim ki toplumumuz, er ya da geç, düşünen, akleden, yorum yapan “fikri hür, vicdanı hür” nesiller isteyen bireye dayalı, laik, demokratik, üniter hukuk devleti ile taçlanan cumhuriyetine sahip çıkacak; bu cumhuriyet dışında macera arayanlara gereken cevabı verecektir, vermelidir de…

Umalım ki, millet olarak, toplum olarak bu sahip çıkış, çok daha fazla acı çekilmeden gerçekleşsin.


Alper Şirvan

Kaplıkaya/Bursa

Bu haber 1098 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Yakup SAYIN Yakup SAYIN
Hıristiyan Yılbaşı Kutlamaz
Alper Şirvan Alper Şirvan
Oyalanmıyorum, Çalışıyorum
Hakan ER Hakan ER
Trabzonsporlu Taraftarları Öldürmek!
Remzi ÖZDEMİR Remzi ÖZDEMİR
Türkiye'de Kriz Var mı?
Yusuf KASAP Yusuf KASAP
İzmir Akdeniz'de mi?
Muhsin Çebi Muhsin Çebi
Samimi Olun
Mustafa AHMET Mustafa AHMET
Kimi Seçtik?

BİZİ TAKİP EDİN



 
Kategoriler:
Ana Sayfa - Gündem - Ekonomi
Spor - Bilim ve Teknoloji - Sağlık
Kültür ve Sanat - Yaşam - Anketler
Video Galeri
Hizmetler:
Mobil Site - Facebook - Twitter - RSS
Android App - Symbian S^3 App
İletişim:
Künye - Bize Ulaşın
İhbar Hattı - Reklam

Sitemizde yer alan içerik, referans/kaynak belirtilmediği sürece kendimize ait olup, kaynak belirtilmeden başka ortamlarda yayınlanması Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 25. ve 36. maddeleri gereğince yasalara aykırıdır. İçeriği başka platformda paylaşmak istediğiniz taktirde, tarafımızdan izin almanız ve kaynak bilgisini yazının bitimine eklemeniz gerekmektedir. Tek başına kaynak göstermeniz yeterli değildir. Aksi takdirde doğacak yasal sorumluluk, içeriği paylaşanlara aittir.

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi