web hosting, mvc hosting, mssql hosting, mysql hosting, php hosting, asp.net hosting

Önce Haber
AnaSayfa MobilSite Gündem Ekonomi Spor Bilim-Teknoloji Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Video Galeri

HAVA DURUMU


Reklam

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Afrin'e Girmeli miyiz?



Tüm Anketler

Darbenin Şifresi: Bank Asya

Yakup SAYIN

02 Ağustos 2016, 17:35

Yakup SAYIN


Hani bazı filmlerin daha başlangıcında final sahnesi gösterilir de sonradan hikayenin geçmişi anlatılır ya, biz de öyle yapalım;

Darbe Girişiminin Sebebi Bank Asya'dır.


Evet, Bank Asya yüzünden bu ülkede bir darbe girişimi yaşanmıştır. Çünkü Bank Asya, FETÖ'nün omurgasıdır, sinir sistemidir, sindirim sistemidir ve hatta safra kesesidir.

Nasıl mı? Buyurun okuyun...

Cemaate dahli olan ve "hiZmet" konusunda samimi olan büyük bir kesim, 2010 civarında cemaatin içinde "paralel" bir yapılanma olduğundan şikayet etmeye başladılar. Evet, PARALEL kelimesi Recep Tayyip Erdoğan'dan çok önce cemaatin kendi içinde dillendirilmeye başlanmıştı.

Bu PARALEL yapı, (cemaatin samimi bireylerine göre) Gülen'nden habersiz işler yapıyorlar ve/veya Gülen'e gidişatı yanlış aksettiriyorlardı. Yoksa Gülen bu yapılanlara asla izin vermezdi.

Bu PARALEL yapı, Bank Asya'yı, kara para aklamak, hayali ihracat ve daha pek çok illegal para trafiği için paravan olarak kullanıyordu. Bu paralel yapı sadece Bank Asya'da değil, hukukta (özellikle) Yargıtay'da "çeviri" adı altında bazı davaların istenildiği gibi sonuçlanması için (çeviri başına) 250 Bin Dolar HİMMET tarifesi uyguluyor, yine bu paralel yapının medya ayağındaki bazı köşe yazarları ise bu tarz hamleleri cemaat gözünde legalleştirmek için sindirici yazılar neşrediyorlardı.

Bank Asya, FETÖ için tam olarak şu amaçla kullanılıyordu; Banka paravanı üzerinden (devlet garantisi altındaki) halkın mevduatlarını söğüşleyerek cemaat şirketlerine para akışı sağlamak ve darbeyi finanse etmek.

Nasıl mı?

İddialara göre, Koza Altın aslında çıkarmadığı altınları, boş uçaklarla yurtdışındaki paravan şirketler aracılığı ile ihraç ediyor, karşılığında aldığı düzmece teminat mektuplarını Bank Asya'ya vererek karşılığında kredi çekiyor ve bu kredileri geri ödemiyordu. Banka pek çok teminat mektubu yazıyor, paralel ekibi bu teminat mektuplarını yurt dışında nakde çeviriyordu. Bankanın A101 satışında hile yapması, karşılıksız sermaye artışları ve bankanın QNB'ye satışı konusunda kamuoyunun kandırılması ve borsa manipülasyonları, yabancı ortakların bankaya kalkan edilerek TC'nin uluslarası davalarla tehdit edilerek incelemelerden kaçılması sadece ara başlıklar.

Bu konudaki bütün detayları, @KizginUmut isimli Twitter kullanıcısının gönderilerinden de anlayabilirsiniz;

https://twitter.com/KizginUmut/with_replies

Bu kullanıcının cemaate yakın olmakla birlikte, cemaatin içindeki rahatsızlıkları dillendirmekte beis görmediği, cemaatin gureba işler yerine tekrar hizmet hareketine odaklanması gerektiği yönündeki çabalarını da okuyabilirsiniz. Hatta bahsi geçen hesap; 14 Temmuz 2016 da açıkça 'DARBE' ifadesini kullanmıştır.

BDDK'nın bankaya el koyması ise bu paralel yapının işine geldi. Ancak banka belgelerini inceleyen devlet görevlileri "meşhur liste"ye ulaşamadılar. Aslında öyle bir listeyi aramıyorlardı da. Sadece bankanın faaliyetlerindeki usulsüzlükleri araştırıyorlardı. BDDK bankanın satışına karar verdiğinde de satılamayacaığını biliyordu. O yüzden geçtiğimiz günlerde faaliyetlerinin durdurulup kapatılmasına karar verildi.

Neyse biz darbeye giden yolun taşlarına bakalım;

"Kağıt üstü 5" linin panikleyerek bütün finansal potansiyellerini yurtdışına transfer etmeleri ve "meşhur liste" müdavimlerinin valizlerini toplayarak yurtdışına çıkmaya başlamaları, cemaatte "Ne oluyor?" sorusunun yüksek sesle sorulmasına neden oldu. İşte o zamanlarda "bu ülkede ya doğal afet olacak ya da darbe" cümleleri sosyal medyada dolaşmaya başladı. Zamanlama ise ilginç; Ocak 2016.

Ekleme: * FETÖ lideri Fetullah Gülen'in, şüphelilerin de dahil oldukları örgüt üyelerine "http://www.herkul.org" adlı internet sitesinde yer alan 20 Aralık 2015'te yayınlanan "Mihneti zevk edinmişlerin yolu" başlıklı sohbetindeki ifadelerinde "kaçın" mesajı verdiği anlaşıldı.

http://www.haber3.com/gulenden-kacin-mesaji-3979602h.htm


Gelelim NATO'cu Subaylara...

Kendi mizaçlarına uymayan, dinine sadık her rütbeli askeri 'kendi erkleri için tehdit görerek' ordudan atan, başörtülü anneleri yemin törenlerine dahi almayan ve devletin üzerinde sürekli bir kılıç gibi durma pozisyonunu çok seven bu grup, Ergenekon ve Balyoz darbeleri ile kolu kanadı kırıldığında tahakküm sınırları daraldığından çok rahatsızdı. Kaybettikleri erki yeniden ele geçirmek istiyorlardı.

İşte bu yüzden FETÖ tarafından doldurulan bu kadroların bir şekilde tasfiye edilip eski güçlerine tekrar kavuşmaları için yapmayacakları şey yoktu. Zira 60, 80, 28 Şubat ve 27 Nisan hamleleri hep bu NATO'cu Subayların işiydi.

Meşhur Liste'nin deşifre olacağı ve siyasi şantaj kasetlerinin ele geçirileceği endişesi Pensilvanya'nın "darbe yapın" talimatını da beraberinde getirdi. Darbe talimatının akabinde başladı Bank Asya'yı kullananların paralarla birlikte yurtdışına kaçma hazırlıkları.

Darbe talimatıyla organize olmaya başlayan FETÖ'cü subaylar kendi başlarına bu darbeyi yapamayacaklarını bildiklerinden NATO'cu subaylardan yardım istediler.

Tabii burada şu noktayı hatırlamakta yarar var; FETÖ'yü güdüleyen güç, aynı zamanda NATO'cu subayların da tasmasını elinde tutan güçtür. Dolayısıyla darbe gibi böyle büyük bir girişimde FETÖ'cü subayların yalnız kalması olası değil. Ama orası biraz politik.

Şöyle ki;

NATO'cu subaylar senaryo hesapları yaptılar. Eğer bu darbe girişimi başarılı olursa, her kararlarına şerh koyan hükümetten kurtulacaklar ve FETÖ'cülerle birlikte ülkeyi yönetebileceklerdi. (Oysa FETÖ'cü subayların öyle bir kaygısı yoktu. Onlar talimatları uygulayacaktı ve devlet ortadan kalktığında işgal kaçınılmaz olacaktı). Eğer darbe girişimi başarısız olursa da "FETÖ'cü kadrolar temizlenecek" ve eski nüfuz alanlarına tekrar kavuşacaklardı.

İşte bu yüzden her kesimce dillendirilen 'darbe gecesi pek çok birlik hazırda bekledi ve gidişata göre sokağa çıkmama kararı aldılar' öngörüsü aslında gerçeğin ta kendisidir.

Tam da bu sebeple, darbe girişimi sonrası bazı NATO'cu subaylar da FETÖ ile hiçbir alakası bulunmadığı halde darbe girişimi suçundan tutuklandılar.

Her iki gücü de organize edenler ise, Büyükada'daki otelde toplanan CIA ekibi, Yunanistan'a kaçan helikopterde darbeci subayların refakat ettiği CIA Ajanı ve darbe sabahı İncirlik'ten apar topar uçağa binerek kaçan ABD'li komutandır.

İşte bu yüzdendir ABD'nin sürekli olarak "bizim alakamız yok" açıklamaları yapma ihtiyaçları.

FETÖ'cü subayları da NATO'cu subayları da organize eden, CIA ekibidir ve bu artık üstü örtülemez gerçek yüzünden ABD Genelkurmay Başkanı Türkiye'ye gelmiştir. Dertleri IŞiD ile mücadelenin aksaması değil, bu darbe girişimini kendi içlerindeki bir gruba mal ederek 'gerekeni yapacağız' telkininde bulunmaktır.

Gelelim NATO'cu subayların ihtimal senaryolarına göre darbe girişiminin gidişatına;

Darbe girişiminin başarısız olacağını öngörenler, birliklerini kışlalarından çıkarmadılar. Sonrasında da darbe girişimi toplumsal birliktelik beşiğinde lanetlenmeye başlandığında ise, en medyatik yüzlerini kanal kanal dolaştırıp;

"bakın biz masumduk, uydurma deliller ile bizi bertaraf ettiniz, oysa gerçek vatansever biziz, ordu ve devlet acilen cumhuriyetin kuruluş değerlerine geri döndürülmelidir" demeye başladılar. Hatta bazıları çok daha ileri giderek "dinin orduda işi yok. olunca bakın böyle oluyor. Atılmalara şerh koyulmadan önceki günlere dönülmeli, devlet/hükümet ordunun yönetimini bize geri vermeli" diyerek emellerini açıkça deşifre etmekten de çekinmediler.

(Bunların en sonuncu ve en tanınanı ise, Emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'dur. Bugün gazetelere düşen açıklamaları dikkatle okunmalıdır.)

Oysa devletin bekaası için tankların önüne dikilen halkın TEKBİR getirmesi, onlar için hiç bir anlam ifade etmiyordu. O tekbirleri haykıranların anneleri, yemin törenlerinde nizamiye kapılarından kovulmuştu.

Cumhuriyetin kurucu değerlerine dönelim evet. Benim için kurucu değerler şu mısralarda saklı;

"Bu ezanlar, ki şehadetleri dinin temeli, Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli"



FETÖ ve ŞİKE DAVASI

Fırsat bu fırsat diyerek, bütün organlarıyla "bakın biz demiştik, aslında biz masumuz" diyen bir medya destekli güruh söz konusu. Onlara göre, FETÖ "bir uçak yolculuğundaki sohbet sonrası" A.Y. ı hedef almış ve ŞİKE KUMPASI(!)nı gerçekleştirmişti. Referansları da Ergenekon ve Balyoz Davaları, Uçaktaki sohbete kulak misafiri olan ve bir dediği diğerini tutmayan bir gazeteci.

Unutulmamalıdır ki, ŞİKE DAVASI'ndaki hiç bir delil (Ergenekon ve Balyoz davalarının tam tersi olarak) uydurulmuş/üretilmiş, sahte deliller değildir. Hepsi gerçek ve delillerin muhatapları bu delillerin gerçekliğini kabul ettiler. Hatta A.Y. o meşhur telefon konuşmaları için "Evet bu konuşmalar benim ama siz aleyhimde kullanamazsınız" demiştir. Mahkeme tutanaklarında mevcuttur.

A.Y. nin her fırsatta "Cemaat bizi ele geçirmeye çalışıyor" demesi ise sadece taraftarlarına kendini masum gösterme ve taraftarın desteğini sürekli arkasına alma çabasıdır.

Kendisi önce "Şike yapmışsam kendim için değil kulüp için yaptım" demiş, bu itiraf camiadan tepki görünce "AKP bizi ele geçirmeye çalışıyor" diyerek söylemini değiştirmiştir. Oysa kendi elleriyle yazdıkları 6222 ve hükümet güdümündeki TFF tarafından 58. madde değiştirilerek aklanma çalışmalarında koyu taraftarları olan cumhurbaşkanımızdan büyük destek gördükleri ayyuka çıkınca, "AKP değil cemaat bizi ele geçirmeye çalışıyor" diyerek yaptığı hatayı düzeltmeye çalışmıştır.

Asıl bomba ise bu noktadan sonra gerçekleşmiş; 2014 te çıktığı bir TV programında, "Cemaat ile görüştük, 'biz değiliz' dediler. O zaman Gladio'nun işi bu" diyerek güçlü kimse ondan yana tavır almayı denemiştir. Bugün FETÖ bir suç örgütü olarak kendini deşifre ettiğinde ise "bakın biz demiştik" söylemine dönmek ve bütün sosyal imkanlar kullanılarak (tvler, medya, köşe yazarları, sosyal medya trolleri) üste çıkarak suçtan sıyrılmaya çalışmak en naif anlamıyla fırsatçılıktır.

Çünkü o yıllarda sürekli "veliahtımdır" dediği işadamından, cemaat içerikli "ANANAS TAPELERİ"nde övgüyle bahsedilmektedir. Yıllarca birlikte çalıştığı, veliahtı olarak gördüğü kişi cemaate bu denli yakın iken, "cemaat bizi ele geçirmeye çalışıyor" demek, samimiyetsizliğin dik alasıdır.

Ayrıca sorulması gereken onlarca soru mevcuttur. İlk akla gelenler;


- Şike sezonundan sonra (mahkemede savunulduğu gibi) hangi maç öncesi Eyüp Sultan'da kurban kesilmiştir?
- Kahe adında kaç inşaat işçisi vardır?
- Şekip Mosturoğlu neden Yargıtay'a başvurmayarak kendine atfedilen suçları ve cezasını kabul etmiştir?
- Mahkemede delil olarak dinletilen tapeler için "benim konuşmalarım ve montaj değildir" denilmiş midir?

AKAR - BÜYÜKANIT


Bir insan, bütün gece kendisine talimatlar veren ve işkence yaptığını iddia eden kişiyle saatlerce birlikte helikopter seyahati yaptığını anlamaz mı? Darbe girişimini yönettiği iddia edilen Akın Öztürk için Genelkurmay bildirisinde "onu ben görevlendirmiştim" demek ne anlama gelir? Bütün bunlardan sonra 'yemini gereği' birincil görevi canı pahasına ülkeyi korumak olan bir Genelkurmay Başkanı niye hala görevine devam eder? Bir şeyler dönüyor ama pek çok şeyin üstü (devletteki zaafiyet derinliği deşifre olmasın diye) kibarca kapatılıyor.

Yaşar Büyükanıt ve Dolmabahçe Görüşmeleri'ni hatırlayalım. Çok benzer bir durum bu sefer Hulusi Akar için geçerli sanırım. Bekleyip göreceğiz...


Bu haber 2545 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Yakup SAYIN Yakup SAYIN
Hıristiyan Yılbaşı Kutlamaz
Alper Şirvan Alper Şirvan
Oyalanmıyorum, Çalışıyorum
Hakan ER Hakan ER
Trabzonsporlu Taraftarları Öldürmek!
Remzi ÖZDEMİR Remzi ÖZDEMİR
Türkiye'de Kriz Var mı?
Yusuf KASAP Yusuf KASAP
İzmir Akdeniz'de mi?
Muhsin Çebi Muhsin Çebi
Samimi Olun
Mustafa AHMET Mustafa AHMET
Kimi Seçtik?

BİZİ TAKİP EDİN



 

EN ÇOK OKUNANLAR

Kategoriler:
Ana Sayfa - Gündem - Ekonomi
Spor - Bilim ve Teknoloji - Sağlık
Kültür ve Sanat - Yaşam - Anketler
Video Galeri
Hizmetler:
Mobil Site - Facebook - Twitter - RSS
Android App - Symbian S^3 App
İletişim:
Künye - Bize Ulaşın
İhbar Hattı - Reklam

Sitemizde yer alan içerik, referans/kaynak belirtilmediği sürece kendimize ait olup, kaynak belirtilmeden başka ortamlarda yayınlanması Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 25. ve 36. maddeleri gereğince yasalara aykırıdır. İçeriği başka platformda paylaşmak istediğiniz taktirde, tarafımızdan izin almanız ve kaynak bilgisini yazının bitimine eklemeniz gerekmektedir. Tek başına kaynak göstermeniz yeterli değildir. Aksi takdirde doğacak yasal sorumluluk, içeriği paylaşanlara aittir.

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi