web hosting, mvc hosting, mssql hosting, mysql hosting, php hosting, asp.net hosting

Önce Haber
AnaSayfa MobilSite Gündem Ekonomi Spor Bilim-Teknoloji Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Video Galeri

HAVA DURUMU


Reklam

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Afrin'e Girmeli miyiz?



Tüm Anketler

Sosyal Doku ve Tekamül

Alper Şirvan

22 Ekim 2016, 18:32

Alper Şirvan


Bugün dezavantajlı diye adlandırılan bütün grupların karşılaştıkları bir durumdur aştıkları her engelin ardından bir başkası ile karşılaşmak... Engelleri aşmak elbette önemlidir fakat nihayetinde önemli olan hedeflenen noktaya erişmektir. Aksi halde, aştığınız engelin de fazlaca bir anlamı olmayacaktır.

Kişinin kendi hedefleri olabileceği gibi toplumsal anlamda dezavantajlı grupların asıl hedefinin, eşit vatandaşlıkla taçlanan "herkes gibi, herkesle beraber bir hayat" olduğu ortadadır.

Dezavantajlı gruplar içinde bulunan engelliler konusunda son 30 yılda ülkemiz ölçeğinde kat edilen mesafe ortada olmakla beraber, o nihai hedeften epey uzakta olduğumuz da ortada…

Eh bizde böyle de gelişmiş ülkelerde durum nasıl? Hepsini bilemem ama 2002 yılında iki hafta boyunca bulunduğum Nürnberg’de edindiğim izlenimleri paylaşabilirim. Mimarî engellerin aşıldığı, girdiğiniz hemen hemen her binada en az altı kişilik büyük asansörlerin ve resmi ya da özel iş mekânlarında uygun ölçülerde engelli tuvaletlerinin olduğu Nürnberg’de sosyal hayatın ve iş hayatının içinde daha çok tekerlekli sandalye kullanan insan görmeyi beklemiştim ama bu beklediğim kadar olmadı.

Geçen 14 yılda hangi aşamaya gelindi bilmiyorum ama orada çalışan bazı engellilerle konuşmalarımızda gördük ki, orada da aşılan mimarî engellerin ardından, engelliler açısından başka sorunlar baş göstermiş. Mesela bir engelli işe girdiğinde maaşının çok az bir bölümünü işveren, geri kalan kısmını da devletin verdiğini öğrendiğimde eşitsizliğin, farklı ve eksik olduğunu hissettirmenin verdiği rahatsızlığın, konformizme yenik düştüğünü görmenin şaşkınlığının yanı sıra “insan haklarının” algılanış şekli de bana bir tuhaf gelmişti o dönemde. Engelli olmayanla aynı işi yap, daha az ücret ve ücretin büyük kısmını devletten al... O zaman, engellinin çalışması da bir “oyalanmanın” ötesine gidemiyor elbette...

Çalışma hayatının yanı sıra engellilerin sınıflaşmalarından doğan sosyal sıkıntılar da vardı. Kaldığımız otel, Nürnberg’e gezi amaçlı gelen çeşitli öğrenci gruplarının kaldığı bir oteldi ve hemen hemen her kafilede birkaç tane dahi olsa tekerlekli sandalye kullanan çocuk görebilmekle birlikte bunların engelsiz çocuklarla kaynaşmadıklarına şahit olmak, o gün için benim açımdan şaşırtıcıydı.

Verdiğim örneklerle ifade etmek istediğim şey şudur: Her ülkenin, her bölgenin, hatta her topluluğun engelliler açısından kat ettiği mesafe farklı olsa da toplumsal yapının arızaları sebebi ile gelinen noktada sıkıntı olabilmektedir.

Tıpkı bir bilgisayar oyunundaki aşamalar gibi, her ülkede hedefe ulaşma yolunda aşılması gereken daha çok aşama vardır. Ülkemizde bu mücadelenin son 30 yılına şahitlik etmiş, bizzat içinde olmuş biri olarak, bizdeki gelişmeyi şöyle tasnif ediyorum.

İlk başta “engelliler sokağa çıksın, engelli aileleri çocuklarının sosyal hayata girmesini sağlasın” ile başlayan söylemin ardından uyanan bilinçle engelliler hayata dâhil olmanın ilk adımlarını atarak, dendiği gibi “sokağa” çıktılar. Bu aşılması gereken önemli eşiğin ardından ne sokağın ne okulların ne işyerlerinin kısaca hayatın yaşandığı hiçbir mekânın engelliye uygun olmadığı görüldü.

Son 15 yıldır da bunun mücadelesi verilmekte… Sosyal ve zihinsel bilinçle değil de uluslararası kimi anlaşmalardan doğan yükümlülüklerle “oldu mu, oldu” kabilinden uygulamalar henüz birçok noktada yeterli ölçüde değil… Kaldırımlar halen çok yüksek, rampalar uygun eğimde değil, görme engellilere yönelik kaldırım yollarını takip ettiğinizde karşınıza ne çıkacağının meçhul olmasının yanı sıra direğe ya da duvara toslamanız mümkün… Başta kamu binaları olmak üzere birçok kamusal alana dahil mekânda asansörler yetersiz, çoğu binada engelli tuvaleti ya yok, ya da uygun ölçülerde değil… Eğitim alabilme, bilgiye erişim konusunda ise kat etmemiz gereken mesafe, mimarî engellerden bile fazla…

“Yaptık, ettik, çağ atladık, bilmemkimleri katladık” şeklinde tribüne ve olayın gerçekliğini yaşamayan kesime yönelik algı operasyonlarından ziyade, sorunların tespitinde ve çözümünde akılcı ve siyaset üstü bir yol bulma ihtiyacı ortadadır.

Aynı yoldan 30-40 hatta 50 yıl önce geçmiş ülke ve toplumların tecrübelerinden faydalanmak elbette önemlidir ama sosyal dokuya uygun özgün bir politika geliştirilmesi de uygulanabilirlik açısından önemlidir. Aksi halde sosyal hayatından inanç dünyasına kadar eskilerin deyimi ile “mazrufa (zarfın içindekine) değil, zarfa bakan, şekle bağlı kalmaya ayarlı, çoğu zaman hissi ve akılcılıktan uzak” insanımızın asıl amaca doğru gelişmesini, tekâmül etmesini sağlamamız çok zor görünmektedir.

Benim bu konuda kişisel anlamda ütopya sayılabilecek, ama kamu gücüyle pekâlâ gerçekleştirilebilir bir hayalim var:

Öncelikle, engellilerin hizmet ve düzenleme beklediği ana kalemler (eğitim, sağlık, meslek edinme, sosyal hizmet, çalışma hayatı vb.) belirlenmeli, her bir kalemde dünyanın bu konuda tecrübe sahibi ülkelerinde neler yapıldığı bizzat yerinde incelemelerle raporlanmalıdır.

Ardından, ülkemizde akademik kesim başta olmak üzere konunun tüm paydaşları bir araya gelerek, bu raporlar doğrultusunda sosyal doku ve tekamüle uygun, geliştirilebilir, kalıcı ve siyaset üstü bir “millî engelli politikası” oluşturulup uygulanması sağlanmalıdır.

Kişisel anlamda, yani benim gerçekleştirmem anlamında ütopik dedim ama, bunu yapabilecek sosyopolitik irade de mevcut değil sanırım…

Ne dersiniz?

Alper Şirvan

Kaplıkaya/Bursa


Bu haber 1481 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Yakup SAYIN Yakup SAYIN
Hıristiyan Yılbaşı Kutlamaz
Alper Şirvan Alper Şirvan
Oyalanmıyorum, Çalışıyorum
Hakan ER Hakan ER
Trabzonsporlu Taraftarları Öldürmek!
Remzi ÖZDEMİR Remzi ÖZDEMİR
Türkiye'de Kriz Var mı?
Yusuf KASAP Yusuf KASAP
İzmir Akdeniz'de mi?
Muhsin Çebi Muhsin Çebi
Samimi Olun
Mustafa AHMET Mustafa AHMET
Kimi Seçtik?

BİZİ TAKİP EDİN



 
Kategoriler:
Ana Sayfa - Gündem - Ekonomi
Spor - Bilim ve Teknoloji - Sağlık
Kültür ve Sanat - Yaşam - Anketler
Video Galeri
Hizmetler:
Mobil Site - Facebook - Twitter - RSS
Android App - Symbian S^3 App
İletişim:
Künye - Bize Ulaşın
İhbar Hattı - Reklam

Sitemizde yer alan içerik, referans/kaynak belirtilmediği sürece kendimize ait olup, kaynak belirtilmeden başka ortamlarda yayınlanması Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 25. ve 36. maddeleri gereğince yasalara aykırıdır. İçeriği başka platformda paylaşmak istediğiniz taktirde, tarafımızdan izin almanız ve kaynak bilgisini yazının bitimine eklemeniz gerekmektedir. Tek başına kaynak göstermeniz yeterli değildir. Aksi takdirde doğacak yasal sorumluluk, içeriği paylaşanlara aittir.

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi