web hosting, mvc hosting, mssql hosting, mysql hosting, php hosting, asp.net hosting

Önce Haber
AnaSayfa MobilSite Gündem Ekonomi Spor Bilim-Teknoloji Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Video Galeri

HAVA DURUMU


Reklam

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Afrin'e Girmeli miyiz?



Tüm Anketler

Onlardan Neyimiz Eksik -1

Alper Şirvan

28 Ocak 2017, 20:13

Alper Şirvan

Gelişmiş ülkelerle yapılan kıyaslamalarda çok sık duyduğumuz bir soru kalıbıdır: “Onlardan neyimiz eksik?” Verilen cevaplar kişinin dünya görüşü ve hayat vizyonuyla ilintili olarak değişse de genel kanaat, kat etmemiz gereken mesafenin uzun olduğu yönündedir.

Hep söylediğimiz gibi tıpkı bireyler gibi toplumların da tekâmül süreçleri vardır elbette… Ben kişisel anlamda hem bireyin hem toplumun bu süreçleri en sağlıklı biçimde yaşaması için güçlü bir devlet ve “hayattan ve insandan yana” sağlam bir sistem ile mümkün olduğunu düşünmekteyim.

“Onlardan neyimiz eksik?” sosyologların, toplum bilimcilerin üzerinde kafa yorması gereken bir konu… O yüzden biz “bizi” değerlendirelim isterseniz…

Öncelikle şu tespiti yapalım: Yüz yıllara dayanan süreci kısa sürede kat etme iradesini toplum ve devlet gücü anlamında tam olarak ortaya koyamamanın ötesinde, “biat kültüründen, özgür birey kültürüne” geçişi zorlaştıran sıkıntılarımızın olduğu ortadadır. Bizde birey olmak deyince genel toplumsal, kültürel değerlere kafadan muhalefet etmek akla geldiği için buna karşı oluşan direncin de kendine özgü haklı sebepleri ortaya çıkmaktadır zaman zaman…

Bununla birlikte son 30 yıldır farklılıkların kutsandığı ve arada uçurum varmışçasına tablolar çizildiği ve olan farklılıkların da bilerek derinleştirildiği bir ortamda aslında “biz bize fena halde benziyoruz.”

Yaptığı işe saygı duyanımız az mesela… “Evet bu iş böyle de oluyor ama daha iyi nasıl yaparım?” sorusunu sormuyoruz. İşi, o işi yaparken ne kadar ücret alacağımıza eşitliyoruz çoğu zaman… Yaptığı işe ve hizmet verdiği saha ve topluluğa saygı ne yazık ki bir değer değil… En azından bu konuda son yıllarda yaşanan “toplumsal erozyon” ortadadır.

Seçtiklerimize kendimizden daha çok değer ve payeler veriyoruz öte yandan… Dahası korku ve kaygılarla gidiyoruz hep sandık başına… Gelişmiş ülkelerin vatandaşları, otomobillerini (sistemlerini) en iyi şekilde kullanıp hedefe yani daha iyi, daha refah içinde ve daha özgür bir hayata doğru götürebilecek şoförü (yöneticiyi, iktidarı) seçmek üzere sandığa giderken bizler seçilenin otomobili satmaya kalkmasından ya da “bu araç kullanılmaz abi” ukalalığı ve/veya “bu araç berbat, halbuki eskiden ne güzel kağnımız vardı” cehaleti ile değiştirmeye kalkmasından endişe ederek oy veriyoruz. Yazık ki çoğu zaman da bu kaygılarda haklı çıkmanın da ötesinde, defalarca kaza yapan şoförde ısrar ediyoruz.

Bu temel sorun başka sorunları da beraberinde getiriyor elbette… Her toplumda marjinal sayılacak düşünceler tabii olarak vardır ve bunlar asla eksik olmayacaktır. Ama oturmuş hiçbir sistemde, sistem aleyhtarı marjinal kişi ve gruplara ülke teslim edilmeyeceği gibi, böylesi bir durum kimsenin aklının ucundan bile geçmez, sosyopolitik yaklaşımlarla geçmesine dahi izin verilmez.

Beri yandan “marjinallerin, sistem karşıtlarının, bir şekilde güç haline gelmiş etnik ya da inançsal grupların (ya da hepsinin birden) sistemi ele geçirmesine yönelik” kaygıların olduğu bir yerde sağlıklı bir demokrasiden de söz etmek mümkün değildir. Çünkü demokrasinin temel şartı, bireyin, toplumun ve temsil ettiği topluluğun (milletin) adaletle garantilenen özgürlüğü ve bunun üzerine kurulan sağlam bir sistemdir. Zaten bu yüzden “adalet, mülkün (devletin) temelidir” denmiştir. “Nasılsa sistem suç işleyen kim olursa olsun hak ettiği cezayı verecek ve marjinal hiçbir düşünce beni tahakküm altına alamayacak” rahatlığında bir bireyin, her türlü görüşün ifade edilmesine saygı göstermesi daha kolay olacak, dolayısıyla daha “demokratik bir sosyal hayat” ortaya çıkacaktır.

Daha “özellikli” bir örnek vermemiz gerekirse Avrupa’nın birçok ülkesinde önemli bir Türk nüfus var malum… Bu ülkelerin herhangi birinde -olmaz ya- Türkler bir araya gelip “onlarca yıldır bu ülkede en pis işleri bizler yapıyoruz; artık güç haline geldik. Bu ülkenin her türlü eziyetini yaşadık, yaşıyoruz; artık bu ülke bizim” diyerek iktidar gücü de kazandılar diyelim. Elde ettikleri güç ne olursa olsun, o ülkedeki sistemi kafalarına göre değiştirmeleri mümkün olamayacaktır. -Olmaz ya- dedik çünkü zaten sistem, böyle bir gücün “güç olmasına” izin vermeyecektir.

Devam edeceğiz.

Alper Şirvan

Kaplıkaya/Bursa

Bu haber 1035 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Yakup SAYIN Yakup SAYIN
Hıristiyan Yılbaşı Kutlamaz
Alper Şirvan Alper Şirvan
Oyalanmıyorum, Çalışıyorum
Hakan ER Hakan ER
Trabzonsporlu Taraftarları Öldürmek!
Remzi ÖZDEMİR Remzi ÖZDEMİR
Türkiye'de Kriz Var mı?
Yusuf KASAP Yusuf KASAP
İzmir Akdeniz'de mi?
Muhsin Çebi Muhsin Çebi
Samimi Olun
Mustafa AHMET Mustafa AHMET
Kimi Seçtik?

BİZİ TAKİP EDİN



 

EN ÇOK OKUNANLAR

Kategoriler:
Ana Sayfa - Gündem - Ekonomi
Spor - Bilim ve Teknoloji - Sağlık
Kültür ve Sanat - Yaşam - Anketler
Video Galeri
Hizmetler:
Mobil Site - Facebook - Twitter - RSS
Android App - Symbian S^3 App
İletişim:
Künye - Bize Ulaşın
İhbar Hattı - Reklam

Sitemizde yer alan içerik, referans/kaynak belirtilmediği sürece kendimize ait olup, kaynak belirtilmeden başka ortamlarda yayınlanması Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 25. ve 36. maddeleri gereğince yasalara aykırıdır. İçeriği başka platformda paylaşmak istediğiniz taktirde, tarafımızdan izin almanız ve kaynak bilgisini yazının bitimine eklemeniz gerekmektedir. Tek başına kaynak göstermeniz yeterli değildir. Aksi takdirde doğacak yasal sorumluluk, içeriği paylaşanlara aittir.

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi