web hosting, mvc hosting, mssql hosting, mysql hosting, php hosting, asp.net hosting

Önce Haber
AnaSayfa MobilSite Gündem Ekonomi Spor Bilim-Teknoloji Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Video Galeri

HAVA DURUMU


Reklam

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Afrin'e Girmeli miyiz?



Tüm Anketler

Öğrenilmiş Çaresizlik

Alper Şirvan

04 Nisan 2017, 17:47

Alper Şirvan

İlk önce “öğrenilmiş çaresizlik nedir?” Özet bir bilgi verelim:

“Öğrenilmiş Çaresizlik, organizmanın göstermiş olduğu tepkilerin sonuca ulaşmaması durumunda, sonucu değiştiremeyeceğine karşı oluşan inançtır.

Bireysel ve sadece bir kehanetten ibaret olan bu durumdaki birinin benlik saygısı düşer. Martin E. P. Seligman’ın 1965 yılında öğrenme ve korku arasındaki ilişkiyi incelerken Ivan Pavlov’un ‘Klasik Koşullanma’ deneyinde keşfettiği bir kavramdır. Ne kadar ders çalışırsa çalışsın sınavdan düşük not alan birinin; "Nasıl olsa yüksek not alamayacağım." deyip ders çalışmaktan vazgeçmesi öğrenilmiş çaresizlik belirtisidir.

Öğrenilmiş çaresizlikte pasiflik söz konusudur. Ayrıca öğrenilmiş çaresizlik içerisinde olan birinde, pekiştireç ve cezadan kaçmaya isteksizlik vardır. Aslında bir nevi depresyon olarak algılanan öğrenilmiş çaresizlik, bunalımdaki insanların çaresizliği öğrenmesi sonucu meydana gelmektedir.

Bu tip insanlar depresif durumda oldukları için hedeflerine ‘ne olursa olsun yapamayacağım’ mantığıyla yaklaşmaktadır.”

Sosyal medyada yıllardan beridir bir fotoğraf dolaşır. Bir at, yularından plastik bir sandalyeye bağlanmıştır. Bağlandığı sandalyenin, onu zapt etmek şöyle dursun, kuvvetli bir rüzgârda dahi uçabilecek hafiflikte olduğunun farkında olmayan at, öylece durmaktadır. Fotoğrafın altında şöyle yazar:

“Bazen sizi bağlayan zincirler, fiziksel olmaksan çok zihinseldir.”

Hadi “o bir at”; peki ya insanlar? Aynen bu anlatmaya çalıştığım görsele benzer şekilde, görülmez zincirler edinip sonra bu zincirlerin aslında olmayan gücüne kendini teslim ederek yaşayan insanların sayısı hiç de az değildir.

Bu durum ayrıca, herhangi bir sportif, siyasi ya da fikirsel mücadelede karşı tarafa “nasılsa kaybedeceksiniz” mesajı veren aleni ya da gizli propagandistlerin ekmeğine yağ sürülmesi demektir. Oynamadan ya da sahaya çıkmadan mücadeleye yenik başlamak tam da böyle bir şeydir.

1992 yılı Paralympic oyunlarında atletizm 100 metrede dünya rekoru kırarak Olimpiyat Şampiyonu olan engelli sporcu Larry Banks bu duruma isyanını şu şekilde ifade etmiştir:

“Hayatınız boyunca size hayallerinizin çok büyük, umutlarınızın asla ulaşılmaz olduğunu söyleyen, haddinizi bilmenizi isteyen kişiler daima olacaktır. Onlara aldırmayın.”

Zaten başarılı olarak gördüğünüz her insanın birbirinden farklı gibi görünen her bir hikayesinin ortak noktaları vardır: Kendini tanıma, hedef belirleme, yılmadan ve umudunu asla kesmeden çalışma!

Bireyler ya da toplumlar, kendilerini tanır, buna göre hedef belirler ve umutsuzluğa kapılmaksızın hedefe ulaşma yolunda çalışırlarsa, başarıya ulaşma ihtimallerinin bütün bunları yapmayanlara göre yüksek olduğu gayet açıktır.

Bu noktada, türlü fiziksel engele rağmen hayata imza atmayı başarabilmiş her engel grubundan yüzlerce engelli insan varken, kendilerine inançsal ve zihinsel anlamda türlü engeller çıkarıp hayatı kendilerine ve çevrelerine zehir eden ‘sözde engelsiz’ insanları hiç anlayamadığımı ifade etmeliyim. Hele bir de bu insanların kendi başarısızlıklarına dair öyle saçma ve tutarsız bahaneleri var ki, acı acı gülmeden edemiyorum.

Hani piyango çekilişi yapılmış. Adamın biri “neden bana çıkmadı” diye dövünüyormuş. Etrafındakiler onu teselli etmeye çalışırken sormuşlar, “hayırdır bilader, tek numarayla mı kaçırdın ikramiyeyi, biletin nerede; göster bakalım, belki yanlış bakmışsındır.”

Adam, şaşkınca sormuş:

“-Ne bileti? İkramiye için bilet almak şart mıydı? Bilmiyordum, neden söylemediniz lan!”

Özetle, hayatın ve bir takım sonuçların istediğiniz gibi olma garantisi yok, ama yıllar sonraki kendinize ve gelecek nesillere vicdanlı bir geçmiş bırakmak da sizin iradeniz sınırları dahilinde… Kader diyerek kurtulamazsınız, söyleyeyim.

En azından yangına su taşıyan karınca misali tarafınızın belli olması adına mücadele etmeniz, kaybetseniz de “en azından denedim/gerekeni yaptım” diyebilmenin vicdan hafifliğine erişmeniz gerek… Bu hafifleyiş, yaşlandığınızda çok işinize yarayacak; haberiniz olsun.

“Umut, bütün karanlığa rağmen ışığı görebilmektir” demiş Desmond Tutu; ama yetmez, yetmiyor…

Umut ettiklerimiz doğrultusunda çalışmak, üretmek ve mücadele etmek şart…

Tıpkı Mustafa Kemal’in dediği gibi:

“Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”


Alper Şirvan

Kaplıkaya/Bursa

Bu haber 1108 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Yakup SAYIN Yakup SAYIN
Hıristiyan Yılbaşı Kutlamaz
Alper Şirvan Alper Şirvan
Oyalanmıyorum, Çalışıyorum
Hakan ER Hakan ER
Trabzonsporlu Taraftarları Öldürmek!
Remzi ÖZDEMİR Remzi ÖZDEMİR
Türkiye'de Kriz Var mı?
Yusuf KASAP Yusuf KASAP
İzmir Akdeniz'de mi?
Muhsin Çebi Muhsin Çebi
Samimi Olun
Mustafa AHMET Mustafa AHMET
Kimi Seçtik?

BİZİ TAKİP EDİN



 

EN ÇOK OKUNANLAR

Kategoriler:
Ana Sayfa - Gündem - Ekonomi
Spor - Bilim ve Teknoloji - Sağlık
Kültür ve Sanat - Yaşam - Anketler
Video Galeri
Hizmetler:
Mobil Site - Facebook - Twitter - RSS
Android App - Symbian S^3 App
İletişim:
Künye - Bize Ulaşın
İhbar Hattı - Reklam

Sitemizde yer alan içerik, referans/kaynak belirtilmediği sürece kendimize ait olup, kaynak belirtilmeden başka ortamlarda yayınlanması Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 25. ve 36. maddeleri gereğince yasalara aykırıdır. İçeriği başka platformda paylaşmak istediğiniz taktirde, tarafımızdan izin almanız ve kaynak bilgisini yazının bitimine eklemeniz gerekmektedir. Tek başına kaynak göstermeniz yeterli değildir. Aksi takdirde doğacak yasal sorumluluk, içeriği paylaşanlara aittir.

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi