web hosting, mvc hosting, mssql hosting, mysql hosting, php hosting, asp.net hosting

Önce Haber
AnaSayfa MobilSite Gündem Ekonomi Spor Bilim-Teknoloji Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Video Galeri

HAVA DURUMU


Reklam

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Afrin'e Girmeli miyiz?



Tüm Anketler

Ben Yapmadım; O Yaptı!

Alper Şirvan

04 Mayıs 2017, 12:59

Alper Şirvan

Devlet kavramı, bilhassa 1983’ten itibaren 10 yıl ülkeyi yöneten “zihin yapısının” katkısıyla ülkemizde “vurun abalıya” noktasına indirgenmiştir.

Üstünden geçen 80 darbesi silindirinin ardından “benim memurum işini bilir”ci zihniyetin önderliğinde ahlaki değerleri erozyona uğrayan toplum, adım adım bugünlere gelmiştir. Neme lazım’cı, kendi sefil bencilliğini “bireycilik” zanneden, “benim işim görülsün de gerisinden bana ne” diyen ve en kötüsü bütün bunları en inançlı, en ahlaki kılıflarla ortaya koyarak çoğalan bir toplum haline geldiğimizi de not düşmemiz gerek...

Bizde “kabahat gelin olmuş, kimse almamış” diye bir laf vardır. Dediğim süreçte iyiyi sahiplenme, kötüyü birilerine yıkma, toplumsal refleks haline gelmiş, olumlu her şeyi “iktidar sahipleri” sahiplenmiş, olumsuzluklarsa tüzel bir kişilik olarak “devlete” yüklenmiştir. Bu yükleme, öyle bir noktaya gelmiştir ki, normal devlet kavramı kimseyi kesmemiş, türev kavramlar uydurulmuştur.

Gelişmiş demokrasilerde bu mekanizma tam ters istikamette işlemektedir. Yani, mevcut iyi işleyen, iyi yapılan her sistem ve iş, devletin, mevcut sistemin “başarısıdır”; yapılmayan, işletilmeyen her yapı ise birey birey siyaset ve siyasetçinin “hatasıdır”.

Deha net anlaşılması için güncel örnekler verelim:

Yolun/köprünün yapılmasını sağlayan devlet gücüdür; yolun/köprünün kalitesinin kötü olmasının ya da ücretli olmasının müsebbibi siyasetçidir.

Okul, devlet gücünün eseridir; okulun ve eğitimin kalitesinden, ücretli sunulmasından siyasetçi sorumludur.

Hastanenin varlığı devlet gücüdür; sağlık hizmetini ücretli verme noktasına getiren siyaset erkidir.

Yapı “yapan yapar, yapamayan gider” olduğu için bu durumda siyasetçilerin iktidara çöreklenmesinin önü alınmış olmaktadır.

Büyük harflerle yazmak gerekirse “DEVLET AYRIDIR; O MAKENİZMAYI İŞLETEN İKTİDAR AYRIDIR”

Bizdeyse bu yapı tam ters istikamette işletilmekte; bu durumda yönetsel her makamda “sarsılmaz iktidar sahipleri” yaratılmış olmaktadır. Hele ki, kişilere biat etmeye ayarlı bir Ortadoğu toplumu olduğumuz düşünüldüğünde siyasetçi için iş daha da kolay ve her hareketi legal hale gelmektedir.

Bu kadarla kalsa iyi aslında…

“Ben yapmadım, o yaptı” sorumsuzluğu, toplumun her kademesine işlediğinden süreç işinde “iş ahlakı” denilen kavram, sadece bir duvar süsü olarak kalakalmıştır.

Oysa, “devlet kavramı” öyle ulu orta ele alınacak bir kavram olmadığı gibi, devletini kaybetmiş toplum ve milletlerin durumu ortadadır. İşin gerçeği, gerektiğinde yerin dibine batırılıp feda edilmesi gereken devlet ya da sistem değil, siyasetçi bireyler olmalıdır.

Net bir örnek vermem gerekirse, hatalı sollama sonucu meydana gelen kazanın müsebbibi, otomobil değil, şoförün kendisidir. Hatta ve hatta, frenlerin patlaması sonucu meydana gelen kazanın müsebbibi, yine otomobil değil, aracın bakımını zamanında yapmayan araçtan sorumlu kişidir.

Birey, devletinin gücü nispetinde güçlü bir birey olur. Bill Gates, Steve Jobs gibi isimlerin dünya bilişim dünyasına vurduğu damgayı; bir bilgisayar yardımıyla konuşabilen Stephen Hawking’in fizik dünyasına sunduğu vizyonu bir çoğunuz biliyorsunuzdur. Bahsettiğim her üç insanın dehası elbette ortadadır ama her üçü de güçlü devletlerin mensubu olmasalardı, ne olurdu; sizlerin takdirinize bırakıyorum.

Ha, kişisel anlamda Bill Gates ve Steve Jobs’un “bir projenin dünyaya sunulan yüzleri” olduklarına dair kanaatimi de belirteyim. Ki bu da “büyük devlet” refleksinin bir parçasıdır.

Yazıyı şöyle bağlayalım:

Ülkede kötüye gittiğini düşündüğün her şeyin müsebbibi, yetki verdiklerin, dolayısıyla sensin güzel kardeşim!

Boşuna devlet, mevlet deme; o yemek bayatladı artık!

Park etmemen gereken yere park ettiğinde, işten kaytardığında ya da gerektiği gibi yapmadığında, “torpil” peşinde koştuğunda, vergi kaçırdığında, sahip olduğunu iddia ettiğin beşerî ya da ilahî değerlere uymayan her türlü hareketinde sen de yanlışın bir parçası, hatta kendisi oluyorsun, bilesin!

İşin daha da çarpıcı yanı, kötü olanı düzeltecek olan yine sensin.

“Ben yapmadım; devlet yaptı” ya da “ben yaptım; devlet düzeltsin” demek gibi bir lüksün yok ve aslında hiç olmadı biliyorsun değil mi?


Alper Şirvan

Kaplıkaya/Bursa

Bu haber 891 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Yakup SAYIN Yakup SAYIN
Hıristiyan Yılbaşı Kutlamaz
Alper Şirvan Alper Şirvan
Oyalanmıyorum, Çalışıyorum
Hakan ER Hakan ER
Trabzonsporlu Taraftarları Öldürmek!
Remzi ÖZDEMİR Remzi ÖZDEMİR
Türkiye'de Kriz Var mı?
Yusuf KASAP Yusuf KASAP
İzmir Akdeniz'de mi?
Muhsin Çebi Muhsin Çebi
Samimi Olun
Mustafa AHMET Mustafa AHMET
Kimi Seçtik?

BİZİ TAKİP EDİN



 
Kategoriler:
Ana Sayfa - Gündem - Ekonomi
Spor - Bilim ve Teknoloji - Sağlık
Kültür ve Sanat - Yaşam - Anketler
Video Galeri
Hizmetler:
Mobil Site - Facebook - Twitter - RSS
Android App - Symbian S^3 App
İletişim:
Künye - Bize Ulaşın
İhbar Hattı - Reklam

Sitemizde yer alan içerik, referans/kaynak belirtilmediği sürece kendimize ait olup, kaynak belirtilmeden başka ortamlarda yayınlanması Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 25. ve 36. maddeleri gereğince yasalara aykırıdır. İçeriği başka platformda paylaşmak istediğiniz taktirde, tarafımızdan izin almanız ve kaynak bilgisini yazının bitimine eklemeniz gerekmektedir. Tek başına kaynak göstermeniz yeterli değildir. Aksi takdirde doğacak yasal sorumluluk, içeriği paylaşanlara aittir.

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi