web hosting, mvc hosting, mssql hosting, mysql hosting, php hosting, asp.net hosting

Önce Haber
AnaSayfa MobilSite Gündem Ekonomi Spor Bilim-Teknoloji Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Video Galeri

HAVA DURUMU


Reklam

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Afrin'e Girmeli miyiz?



Tüm Anketler

Hayatın Dengesi

Alper Şirvan

16 Mayıs 2017, 13:22

Alper Şirvan

Yaşadığımız, üzerinde bir sonsuza doğru yol aldığımız hayat nehri, bizi o “üç günde varıldığı söylenen menzile” ulaştırırken bazen köpük köpük, bazen sakin; bazen öfkeli bir zorba, bazen de şefkatli bir anne oluverir.

Bütün hayat, aslında bir “deneme-yanılma” ve dengeler manzumesidir. Önemli olan, çok yanılmadan doğruyu bulmak ve her şey de olduğu gibi bu konuda da o hassas dengeyi kurabilmektir. Yani, “Hatasız kul olmaz!” deyip aynı şeyi yaparak farklı sonuçlar beklemek te; hatasız olmak için hiçbir şey yapmamak da hata…

Bir çığ gibi birikirken içimizde hatıralar, yavaş yavaş hayatı öğrendiğimizi fark ederiz. Attığımız her adım, bir başka kapının anahtarıdır belki... ve her kapının ardında “azı karar, çoğu zarar” yazdığını, ancak ve ancak yaşadıkça anlayabiliyoruz.

Mutlu olmak, güç iştir işte bunun için... İrade ister, kendini tanımak ister. Hayatı, “dengeli” ve “ustaca” yaşamaktır marifet...

Yani türlü yemeklerle dolu bir sofrada sadece bir çeşit yiyip doymak da var; hiç yemeden sofradan kalkmak da... ve hatta “hepsinden yiyeceğim” arsızlığı ile midemizi bozmak da... Ama asıl olan açgözlülük yapmadan “yiyebileceğimiz” kadar ve mümkün olduğu çeşitlilikte “emeğimizce” yemek değil midir?

Zaten bütün problem, hayatın, ancak tecrübe kazanılırken öğrenilebilen bir süreç olmasından kaynaklanmaktadır. Yaşarsın, zamanla öğrenirsin, ama ömür mesafen, sen öğrendikçe kısalır. Ne kötü bir paradoks…

Buna rağmen insan evlâdı, neye sahip olursa olsun, hep “daha iyisi” olacağını düşünür. Halbuki, “gönül kaçanı kovalar” deseler de “her kaçan balığın daha büyüğünün olabileceğini” ve sahip olduğumuz her şeyin daha “olumsuz versiyonunun da” olabileceğini fark edebilmenin de ötesinde büyük resimdeki yerini idrak etmek ne büyük bir tekamüldür…

Nesnel ve biraz da sert bir örnek verecek olursak, saatte 100 km ile gidebilen bir otomobiliniz varken, “neden 140 km ile gitmiyor” diye kahretmek anlamsızdır. Hele ki o otomobille gitmeyi düşündüğünüz bir yer yoksa, bu anlamsızlığın da ötesinde bir akılsızlık ve şuursuzluktur!

Dünya üzerindeki bütün inançsal ve ideolojik öğretilerin amacı aslında, insan denen varlığa yaşamasını öğretmektir. Çünkü içinde kendinin bile çoğu zaman keşfedemediği bir büyük enerjiyle dünyaya gelmiş insan, başıboş bırakılamayacak kadar tehlikeli bir varlıktır. Ama aslında bu “öğreti(lerin)” -benim kişisel kanaatime göre- tek bir formülle binlerce yıllık insanlığa çözüm sunmaktan çok, herkese kendi özel formülünü yazması için gerekli altyapı verilerini sunduklarını düşünmekteyim.

Dünyanın sonunun ne zaman geleceğini bilmiyoruz hiçbirimiz; o yüzden söz konusu metinlerde hiçbir şey bilmeyen ilk insandan, bilgiyle donanagelmiş son insana kadar geçerli tek bir mesaj ya da formül var mı bilmiyoruz ama (ki ben olduğunu düşünüyorum) varsa bile, insanlığının henüz onu keşfedebildiğini sanmıyorum. Keşfeder mi? O konuda da çok iyimser değilim açıkçası…

Dedik ya; hayatı yaşarken “denge” çok önemli diye…

Kişisel gelişimcilerin, kapitalistlerin, işyerlerinin insan kaynakları servislerinin sormayı pek sevdikleri bir soru vardır: “Beş yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?”

Beri yandan, daha “an’ı yaşa’cı”, Latincesiyle “carpe diem’ci” hatta az biraz “toplumcu” kesimse bu soruya şiddetle karşı çıkar ve tıpkı karşı çıktıkları insanlar gibi, tek tip bir cümle kalıbıyla karşımıza çıkarlar: “Beş dakika sonrasının ne olacağını bilemediğimiz bir dünya da 5 yıl sonrası da ne; şuradan çıkınca başımıza bir şey gelmeyeceği ne malum?”

Her iki tarafa da Nasrettin Hoca misali “sen de haklısın” demek istesem de aslında her iki tarafın da en az haklı oldukları kadar, haksız olduklarını da ifade etmem gerek…

Evet, belki beş dakika sonramız bile meçhul ama hayatı geleceği düşünmeden yaşayan birey ve hatta toplumların o gelecek geldiğinde sorunlar yaşadıkları ortadadır. Beri yandan 5 yıl sonraki hedefe odaklanıp günün kendine katacaklarından uzak durmak ya da kendini çekmek de hatadır; çünkü bugünün yaşanmışlıkları 5 yıl sonrasının kazanımları arasında yerlerini aldıkları gibi, 5 yıl ve sonrasını daha güzel yaşamamızı sağlayacak altyapıyı oluşturacaktır.

İnsan, yaşarken çoğu kez ne zaman gaza, ne zaman frene basacağını bilecek olgunlukta olamasa da en az hasarla sona varmak önemli galiba…

Ne dersiniz?



Alper Şirvan

Kaplıkaya/Bursa

Bu haber 1030 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Yakup SAYIN Yakup SAYIN
Hıristiyan Yılbaşı Kutlamaz
Alper Şirvan Alper Şirvan
Oyalanmıyorum, Çalışıyorum
Hakan ER Hakan ER
Trabzonsporlu Taraftarları Öldürmek!
Remzi ÖZDEMİR Remzi ÖZDEMİR
Türkiye'de Kriz Var mı?
Yusuf KASAP Yusuf KASAP
İzmir Akdeniz'de mi?
Muhsin Çebi Muhsin Çebi
Samimi Olun
Mustafa AHMET Mustafa AHMET
Kimi Seçtik?

BİZİ TAKİP EDİN



 

EN ÇOK OKUNANLAR

Kategoriler:
Ana Sayfa - Gündem - Ekonomi
Spor - Bilim ve Teknoloji - Sağlık
Kültür ve Sanat - Yaşam - Anketler
Video Galeri
Hizmetler:
Mobil Site - Facebook - Twitter - RSS
Android App - Symbian S^3 App
İletişim:
Künye - Bize Ulaşın
İhbar Hattı - Reklam

Sitemizde yer alan içerik, referans/kaynak belirtilmediği sürece kendimize ait olup, kaynak belirtilmeden başka ortamlarda yayınlanması Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 25. ve 36. maddeleri gereğince yasalara aykırıdır. İçeriği başka platformda paylaşmak istediğiniz taktirde, tarafımızdan izin almanız ve kaynak bilgisini yazının bitimine eklemeniz gerekmektedir. Tek başına kaynak göstermeniz yeterli değildir. Aksi takdirde doğacak yasal sorumluluk, içeriği paylaşanlara aittir.

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi