web hosting, mvc hosting, mssql hosting, mysql hosting, php hosting, asp.net hosting

Önce Haber
AnaSayfa MobilSite Gündem Ekonomi Spor Bilim-Teknoloji Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Video Galeri

HAVA DURUMU


Reklam

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

AB'ye Girmeli miyiz?




Tüm Anketler

Terör Bahane, Katar Gazı Şahane

Yakup SAYIN

07 Haziran 2017, 23:32

Yakup SAYIN


Önce şu resmi bir netleştirmek adına 1.Körfez Savaşı'na dönelim;

Petrolden başka geliri olmayan Saddam Hüseyin, mutlu mesut "gelir-gider" dengesi ile yaşarken ve ülkesini finanse ederken, birden bire Kuveyt'in petrol fiyatlarını yarıya indirmesi sonucu ortaya çıkan sürtüşmeye binaen Kuveyt'i işgal etti. Malumunuz ABD Kuveyt'i Irak'tan kurtarmanın karşılığında "çıkan petrolun %70'ine tam 90 yıllık süre için el koyma" tazminatını kopardı mı? Kopardı.

Diğer körfez ülkeleri de Körfez Ülkeleri İşbirliği Konseyi (KİK) sayesinde Suud ne derse onu yapıyor. Dolayısıyla körfez petrolünün tam kontrolü tartışmasız ABD'de. Katar hariç.

Çünkü Katar ABD güdümünü reddediyor. Osmanlı'dan koptuğu tarihten beri, diğer körfez ülkelerinden farklı bir yol çiziyor kendine. Bunun sebebi ise, diğer körfez ülkelerinin aksine; Osmanlı'dan kopma sürecinde farkettiği sistem. İngiliz icadı Vahabilik sistemi.

Aslında Suud ailesi ve Katar Emirliği kuzenler. AbdulVahab'ın torunları her iki aile de. İngilizlerin Osmanlı'nın parçalanma sürecinde Sünni şemsiyeyi kırmak için icad edip güçlendirdiği Vahabilik inancına Katar Emirliği asla destek vermedi. Coğrafyaya hakim olmak için icad edilen 'Vahabilik Görüşü', İran dışında tüm körfez ülkelerine zerk edildiği halde, Katar Emirliği Sünnilikten hiç uzaklaşmadı.

LNG gazının bu denli satılabilir ve kıymetli bir ürün olduğu ortaya çıkana kadar ABD de, diğer körfez ülkeleri de Katar'ı fazla dikkate almadı. Katar da bu zaman boyunca, coğrafyadaki diğer sünni ülkeler ve toplumsal dinamiklerle bağını güçlendirmeye devam etti.

Hatta şiilik ve vahabilik karşısında altta kalmamak için uluslararası medya kuruluşu El-Cezire'yi kurarak bütün dünya çapında efektif bir propaganda aracı olarak kullanmaya başladı.

LNG'nin kıymeti pazarda anlaşılıp Katar'ın gelirleri iştah kabartıcı seviyelere gelmeye başladıktan sonra Katar ne yaptı?

LNG gazının çıkarılmaya başlandığı günden beri bütün gelirini ülkesini kalkındırmaya harcayan Katar, körfez ülkelerinin (kişi başına düşen milli gelir bazında) en zengin ülkesi haline geldi.

Kazancıyla, Vahabi coğrafyada yalnız kalmamak adına gereken her türlü (paraya dayalı) hamleleri ustalıkla gerçekleştirdi. Türkiye ile olan ilişkileri, Türkiye'yi gerek ekonomik krizden kurtaracak finansal yatırımlar, (Digiturk'un satın alınması, QNB nin Türkiye'de ciddi bir efor ve yatırımla faaliyete geçmesi gibi), 15 Temmuz darbe girişimi sırası ve sonrasında Türkiye'nin yanında yer alması ve "sıcak para" desteğiyle verdiği destek, konuya biraz eğilen herkesin malumu.

Tabii bunlar "kara kaş, kara göz" için değil. Katar elindeki LNG yi avrupa kıtasına daha düşük maliyetle satmak istiyor ve bu isteği yeni değil. Bu gazın avrupaya ulaşması için de Türkiye, Katar için vazgeçilmez ortak. Bu konuda pek çok anlaşma da her iki ülke arasında imzalandı.

Peki Katar Gazı, kıta avrupasına ulaşırsa ne olacak? Rusya'nın Ukrayna üzerinden avrupaya gaz satış hacmi anormal derece düşecek, eskisi gibi "vanaları kapatırım" tehditleri savuramayacak ve gazın piyasa fiyatını istediği gibi regüle edemeyecek. (İlk Körfez Savaşı'nın çıkış nedeni)

Peki Katar Gazı Türkiye'ye nasıl ulaşacak? Suriye üzerinden. Katar Gazını taşıyacak olan boru hattını tek bekleyen Katar ve Türkiye değil. İsrail'in akdeniz havzalarından çıkaracağı gazı Ürdün üzerinden Katar-Türkiye boru hattına katmak istediği de bilinen bir gerçek. Tam da bu yüzden Mavi Marmara sürecinde "özür ve anlaşma" sağlanmadı mı?



Böylesine kıymetli ve hacimli bir boru hattı, Katar ve Türkiye'nin inisiyatifine bırakılabilir mi? Tabii ki HAYIR.

İşte tam da bu yüzden Suriye'de DEAŞ icad edildi (ABD tarafından kurulduğunu ABD de resmi ağızdan kabul etti). Zamanında Afganistan'ın Rusya tahakkümünden kurtarılması(!) için El-Kaide'nin ABD tarafından kurulup desteklenmesi süreci ne ise, DEAŞ süreci de aynı.

Beraberinde Suriye'de iç savaş çıkarıldı. Esad Rejimi "ölmektense sıtmaya razı" edildi. Boru hattının geçeceği Suriye topraklarının tamamı DEAŞ tarafından işgal edildi.

DEAŞ faktörünün olası başarısızlığına alternatif olarak ABD, boru hattının planlanan yolunu kesmek için YPG/PYD yi de organize ederek, Kantonlar ile Türkiye'nin güneyine bir tampon bölge çekmeye girişti.

Bunca zaman Suriye ve Kuzey Irak'ta oluşan farklı Kürt(!) bölgelerine hiç sesini çıkarmayan hatta iyi ilişkiler kuran Türkiye, boruu hattının yolunu kesecek "birleşme hamlesi"ne El-Bab operasyonu ile güçlü bir cevap verdi.

Çünkü Kuzey Suriye'de kantonların birleşmesiyle kurulacak bir YPG devleti, Akdenize açılmak zorunda ve Türkmendağı bölgesini veya hem Türkmendağı bölgesi hem de Hatay'ı ilhak etmek isteyecek ve bu uğurda ABD'den istemediği kadar çok destek alacaktır. Bu sayede Katar'dan gelecek boru hattı, Türkiye'ye hiç uğramadan doğrudan akdenizin sıcak sularına çıkacak ve oradan tankerlerle avrupaya satılabilecektir.

İşte El-Bab oeprasyonu tam da bu yüzden yapılmıştır. 1.Körfez Savaşından bu yana güney sınırlarmızda hiçbir Kürt oluşumuna müdahale etmediğimiz herkesin malumu.

DEAŞ tarafından işgal edilen Suriye toprakları bugünlerde "adım adım" YPG ye terk ediliyor. Dün Rakka'dan çekilmek için YPG ile 'anlaşan' DEAŞ, bugün de Halep'ten çekilmek için yine YPG ile anlaştı. Yani neredeyse kurşun atmadan DEAŞ'ı süpürüyor YPG. O zaman tankı dahi olmayan DEAŞ'a karşı savaşmak(!) isteyen YPG'ye bu kadar ağır silah ne amaçla veriliyor ABD tarafından?

Çünkü bölgedeki otorite boşluğunu zorla dolduran YPG, tahminimizden çok daha büyük bir coğrafyaya hükmedecek ve ABD de tam destek verecek. Sonrasında ise Türkiye ile "kaçınılmaz" bir savaşa tutuşacak. O zaman ekonomik ve siyasi açıdan zayıflatılmış bir Türkiye, HAtay'ı verip "kurtulmak" isteyecek ya da topyekün savaşa girecek. İç dinamikler ve PKK kartları da devreye girecek ve hep korktuğumuz senaryoya bir adım daha yaklaşacağız.

Özetle, Suriye'nin başına ne geldiyse Katar Gazı yüzünden geldi.

Aslında Ortadoğu'nun başına ne geldiyse yeraltı kaynakları yüzünden geldi demek daha doğru olur. ABD'nin uydusu olmayı onur sayan 9 arap ülkesinin Katar karşısındaki tutumu, tamamıyla ABD'nin planının kilometre taşlarından sadece birisidir.

ABD bu gazı Türkiye üzerinden geçirtmek yerine, önce DEAŞ'ın bölgeye hükmetmesini öngördü. DEAŞ'ın Şam'ı devireceğini varsaydı. Eğer bu gerçekleşseydi, DEAŞ 'İslam Devleti' adıyla tanınacaktı ve körfez ülkelerinden farkı olmayacaktı. Hatta KİK'e üye bile olabilirdi. Rusya'nın Şam'a destek vermesi üzerine ABD, DEAŞ yerine YPG kartını kullanmaya karar verdi.

Öyle ya da böyle LNG pastasının büyük bölümüne hükmetmek ve Rusya karşısında petrolün yanında GAZ ile de dikilmek ve ortadoğuyu daha fazla sömürmek isteyen ABD, Türkiye'nin YPG'ye karşı El-Bab hamlesi karşısında, gazın kaynağına inmeyi çözüm olarak gördü ve KİK ülkelerinin yanında, konuyla uzaktan yakından alakası dahi olmayan ama ABD'nin uydusu hükmündeki Mısır ve Libya'yı dada Katar'a karşı konumlandırdı.

Suudi Arabistan, Katar'ı köşeye sıkıştırmış olmanın verdiği cesaret ile bazı dayatmalarda bulundu;

-Terör örgütü olarak kabul edilen grup ve hareketlere maddi desteğe derhal son vermesi. Bunlar  Müslüman Kardeşler, DEAŞ ve El Kaide olarak sıralanıyor.

-Yemen'de hükümete karşı savaşan Şii Husilere mali desteğin kesilmesi.

-İran'ın bölgede etkisini güçlendirme çabalarına karşı çıkması ve bu ülkeyi destekleyen tutumu terk etmesi.

-Katar merkezli ve uluslararası yayın yapan  El Cezire televizyonunun yayın politikasının değiştirilmesi.

-Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) tarafından varılan anlaşmaların yerine getirilmesi.

Bildiğiniz üzere Müslüman Kardeşler, aslında Mısır'da demokratik bir seçimle iktidara gelen siyasi bir parti. Ama sünni kimliği yüzünden Mısır'ı elden çıkarma riskine girmeyen ABD, Sisi darbesi ile Müslüman Kardeşler'i ve liderleri Mursi'yi hapse atarak Müslüman KArdeşler hareketini TERÖRİST ilan etti.

El-Kaide'yi Afganistan'da kurup destekleyip "özgürlük savaçıları" diye güzelleyen, DEAŞ'ı kurdurup desteklediğini itiraf eden ABD. Bugünkü gidişatta onları desteklediğini iddia edip Katar'ı terörü destekleyen ülke konumuna getirdi.

MİT TIRları'nın DEAŞ'a gittiğini iddia edip, Mısır'daki darbeye karşı çıkan Türkiye'nin de sürecin sonlarına doğru "terörü destekleyen ülke" yaftasını resmi olarak yemesi an meselesi.

İşin garip yanı ise, Bugün Tahran'da gerçekleşen terör saldırılarını DEAŞ üstlenmiş olmasına rağmen İran'ın bu saldırıları Suudi Arabistan'ın yaptırdığını iddia etmesi. Yani DEAŞ'ı Suudi Arabistan yönetiyor ama aynı Suudi Arabistan, Katar'ı DEAŞ'ı desteklemekle suçluyor.

Şaka gibi...

Bugünün en flaş haberi ise Tahran'daki terör olayları değil, ABD başkanı Trump'ın Katar Emirini Vaşinton'a davet etmesidir.

Katar'ın gazı Oval Ofis'te masaya yatırılacak. Türkiye'nin Tugay seviyesinde askeri üs kurmak için tezkereyi TBMM'den tam zamanında (hatta geç bile kalınmış bir hamledir) geçirmiş olması bakalım bu masada bize nasıl bir pay çıkaracak.

Bekleyip göreceğiz...

Bu haber 1871 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Alper Şirvan Alper Şirvan
Oyalanmıyorum, Çalışıyorum
Yakup SAYIN Yakup SAYIN
Terör Bahane, Katar Gazı Şahane
Hakan ER Hakan ER
Trabzonsporlu Taraftarları Öldürmek!
Remzi ÖZDEMİR Remzi ÖZDEMİR
Türkiye'de Kriz Var mı?
Yusuf KASAP Yusuf KASAP
İzmir Akdeniz'de mi?
Muhsin Çebi Muhsin Çebi
Samimi Olun
Mustafa AHMET Mustafa AHMET
Kimi Seçtik?

BİZİ TAKİP EDİN



 
Kategoriler:
Ana Sayfa - Gündem - Ekonomi
Spor - Bilim ve Teknoloji - Sağlık
Kültür ve Sanat - Yaşam - Anketler
Video Galeri
Hizmetler:
Mobil Site - Facebook - Twitter - RSS
Android App - Symbian S^3 App
İletişim:
Künye - Bize Ulaşın
İhbar Hattı - Reklam

Sitemizde yer alan içerik, referans/kaynak belirtilmediği sürece kendimize ait olup, kaynak belirtilmeden başka ortamlarda yayınlanması Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 25. ve 36. maddeleri gereğince yasalara aykırıdır. İçeriği başka platformda paylaşmak istediğiniz taktirde, tarafımızdan izin almanız ve kaynak bilgisini yazının bitimine eklemeniz gerekmektedir. Tek başına kaynak göstermeniz yeterli değildir. Aksi takdirde doğacak yasal sorumluluk, içeriği paylaşanlara aittir.

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi